RİZE'Yİ YIKMAKTI HAYALİM - ÖMER LÜTFÜ METE
Ne zaman Rize aklıma düşse suçluluk duygusuna kapılırım, utanırım…Dünyanın en güzel doğal çevrelerinden birini ve yine dünyanın en güzel köy ve şehir mimarisini imha etmişliğimizin hesabı benden sorulacakmış gibi… Oysa daha 1967-70 arasında lise öğrencisiyken bu cennet beldenin tahrip edilmekte oluşu karşısında birkaç arkadaşla beraber dertlenen sayılı Rize insanından biriydim. Tabii bu çaresiz bilinç, Kur’an-ı Kerim’deki ürpertici bir uyarının muhatabı olmama engel değil!“Sizden sadece zulmedenlere isabet etmekle kalmayan (zulme iştirak etmeyenleri de hedef alabilen) fitneden korkun!”Rize’nin doğasına, mimarisine, kültürüne ve insanına; başta Rizelilerin neredeyse tamamı olmak üzere bütün Türkiye zulmetmiştir.Şimdi bu büyük zulmün doğurduğu fitnenin içinde, kısmen veya tamamen masum olanlar da dâhil bütün Rizeliler kıvranıyorlar!Rize coğrafyasının yaşadığı afeti, 2005 yılında karşı kıyıdaki Soçi şehrini gördükten sonra Sabah gazetesindeki bir yazımda aşağı yukarı şöyle özetlemeye çalışmıştım:“Bu iki şehir, aynı denizin iki karşı yakasında, hemen hemen aynı doğa şartlarına sahip… Aradaki fark şu: Rize şehrinde yeşil, betondan görünmez olmuş, Soçi’de ise korunan güçlü ve zengin yeşil sayesinde beton görünmüyor.”Şüphesiz beton vahşeti sadece Rize’nin vilayet merkezini ve kasabalarını imha etmiş değil, köyler bile iğrenç yapılarla berbat olmuştur.Bugün 60’ına merdiven dayamış bir insan olarak Rize için bir tek teselli arıyorum:“Acaba gençliğimde kurduğum hayallerin benzerlerini günümüzde de yaşayan Rizeli gençlerde görebilecek miyim?”Peki, kurduğum hayallerin merkezindeki ülkü neydi?“1940’lardan sonraki bütün yapıları ile bu Rize’yi yıkarak aslına uygun yeni bir şehirleşmeyi gerçekleştirmek!”Eğer Rizeli gençler içinde gönlünü böyle hayallere açanlar varsa umutlanabilirim.Yok, eğer bu çirkinlik artık kimseye dert değilse, ört ki ölelim!Esasen uzun söze hacet yok!En azından benim, 1989’da yazdığım şiirden daha ileri sözüm olamaz! DENİZİN DUDAĞINDAN Mekân o mekân hey koçum, zaman o zamandı Mülküm deniz Türküm deniz Yüreğim dalga dalga, başım duman dumandı Bendim öncü rençberi Vahşi ve çılgın saflıkların Hayat sorumsuzluğun şaheseri Elimin altındaydı yarın Ufkum fetih rehberi Seçme martılar kalemim, mürekkebim deniz Uzay dolusu yazan bendim Kaç gezegende şöhret oldum, kaçında aziz Nice gökadaları yendim Ben ki sağlıklı cehaletin en mükellef delisi Tehlike eğlencemdi Tıfıl günümde güzelliğin efendisi, velisi Dört mevsim, dört zevcemdi Biri kardan avrat Biri erguvan yanaklım Biri yakan hoyrat Biri altından konaklım İlki eşref kuytularda düşüp kalktığım Ne güzel badiremdi zemheri Deli kan yünüm, ipliğimdi; sürat tığım Zamanın bendim en kazak eri Karşımda titreyen gelinlik, uçsuz bucaksız Kıvrım kıvrım davet Ben lapa lapa türkülerle uçan bacaksız Kış, mutlu kıyamet Ah ilk eşim Ak ateşim Şimdi lanet başına buyruk Tepeden tırnağa sıyrık Soluk beyazsın Boşsun, ayazsın Ya erguvan yanaklım, can yeşilim Kırlangıç rüyalarından adresini aldığım Üstünde sonsuza uçtuğum kilim Yıldız saraylarında yürek yüreğe kaldığım Ah sevgili, neydi o zümrüt etekler Ucuna dalgacıkların ak dantel ördüğü Hani topuklarına inen çiçekler Ruhumun, öz cennetinden bir kesit gördüğü Baharım Gülzârım Şimdi kokusuz bir hanımeli Yok bahaya bir basmasın Yanakların şuh çamur sürmeli Bir hikâyelik yosmasın Ya benim yakan hoyratım Hayat içinde hayatım Mavi sevdam Kavi sevdam Semavi sevdam Dalyanım, kumsalım Bitimsiz masalım Ay dedenin fosfor koridorunda Sen-ben deniz üstünde az mı gezerdik Yumurtamız pişerdi kumun korunda Gündüzleri birkaç okyanus yüzerdik Yunus yunus yüzerdik Ne oldu güzelim yaz, ne oldu sahil Boynunda zincirin beton Dalga kırmadasın şimdi sefil sefil Altında bir teneke don Şıngır mıngır oynarsın Tenimde değil Bedenimde değil Ta beynimde kaynarsın Sonuncusu altın konaklı yârimdi Benim sarı güzüm Efkâr rızkımdı, inceden bir verimdi Ah ah iki gözüm Ne ülkeymiş meğer hazan günleri Her biri bir kitaplık meram olur Derleyip toplasam o hüzünleri Burdan öbür dünyaya bayram olur Hâsılı iki gözüm, dört zevce yitirdim Ve yedi iklim Şimdi İstanbul’da bana hamsi diyorlar Küfrediyorlar Yine yiyorlar Ben ki lebideryaya takılmışım Yanık bir izmarit bırakılmışım 1989 NOT :ÖMER LÜTFÜ METE BU YAZIYI BİZE VERDİKTEN SONRA 1HAFTA SONAR KAPL KRIZI GERCIRMIŞTIR KENDİSİN EACİL ŞİFALAR DİLERİZ…..
RİZE'Yİ YIKMAKTI HAYALİM - ÖMER LÜTFÜ METE - Rize - Sefali Köyü İnternet Sayfaları
|