Makaleler  
Demokratik Açılım Rize Çayında
Demokratik Açılım Rize’den Çay Kanunu Taslağı İle Başlatıldı

Pişmanlık ve Yaşam
Karşı konulmaz kaçışın son bulduğunda, yüzündeki ürkek bakışın bir anlamı olmalıydı.

Liderin Özellikleri
Lider, herhangi bir toplumun,bir grubun,bir sivil toplum kuruluşunun,bir siyasi kurumun,bir cemaatin,bir fikir hareketinin,bir tasavvuf hareketinin,bir ülkenin bir gençlik hareketinin,bir şirketin vs önderidir.

Başarmak İsteyenlerin Önünü Asla Kesmem..
Sayın Çaydef Başkanı Yılmaz Hüsrev'in Çayeli Derneği kongresi sonucu oluşan atmosferde kendisine yönelik eleştirilere çayhaber'de yazdığı yazıyı ekndisinin affına sığınarak yayınlıyoruz..

Çay Kanunu Tasarısı Hakkındaki Düşünceler
Rizeli olsun olmasın konuya ilgi duyan herkesin büyük bir ittifakla üzerinde durduğu en önemli husus çayın yöre insanı için anlamı ve vazgeçilmezliğidir. Bu önemli göstergeyi bugüne kadar TBMM tarafından çıkarılan çaya ilişkin on iki adet Kanun açıkça ort

LÜGAT BİR İSİM VER HALİMDEN!.....
Yazıya başlarken, keyfim yok yazmak istemiyorum demiştim… ama gördünüz işte size karşı sorumluluğumu yerine getirmek için yalan da olsa bir şeyler karalamışım. Bu yazımı da “ denize atılmış bir yazı “ olarak kabul etmenizi istirham ediyorum…

MİLLİYETÇİLİK
Milliyetçilik ve ırkçılığın bir takım çevreler tarafından birbirine karıştırılmaya çalışıldığı günümüzde, milliyetçilik üzerinde oynanan oyunlarla, saf “Türk Milliyetçiliği” anlayışımız lekelenmeye çalışılmakta.

HASRET
Hasretin kol gezdiği zamanlardır, gurbetin yaşandığı diyarlarda. Mesafe değil, yürektir önemli olan, çünkü biliriz ki bazen en yakınımızdakine bile özlem duyarız…

Karadenizde Türkü Kültürü
Karadeniz türkülerinde tatlı bir anlam yoğunluğu var. Her yöremizde olduğu gibi, Karadeniz bölgemizde de insanlarımız sıcak ve samimidir. Karadeniz kültürü sadece kemençeden oluşmamaktadır.

Çayeli Örneğinde Karadeniz İnsanın Karakteristik Özellikleri - Namık Kemal Okumuş
Karadeniz insanının manevi değerlerinin bir panoramasını çıkarmak öncelikle Türk toplumundaki yükselen değerleri tespit ve temsil etmesi bakımından son derece keyifli bir çalışmadır.

Çayeli'nde Kadın Olmak... ya da Çayeli'nde Kadın Kalmak - Namık Kemal Okumuş
Yeryüzünün en değerli varlığı olan insanın, kadın-erkek ayırımına tutularak, bir kesiminin değerlendirilmesi ne kadar da üzücü. Ataerkil toplumların pederşâhî geleneklerinden süzülüp gelen ayrımcılık, fiziksel yapıdaki belirgin üstünlükle de birbirlerince

ÖZEL HASTANELERE KİMLER PARA VERMEMELİDİR?
Buradan; öncelikle kanser hastalarını uyarıyorum:

Rize İl temsilcisi Ecz. Onur Beyaz
18.Bölge Trabzon Eczacılar odası Rize İl temsilcisi Ecz. Onur Beyaz ile eczacıların sorunlarını masaya yatırdık.

Gençlik Nereye Gidiyor - Fatih İslam KARAOĞLU
'' Gençlik Nereye Gidiyor '' ... Ankara Çayelililer Derneği Başkanı Fatih İslam Karaoğlu'nun kaleme aldığı bu önemli konuyu sizlerle paylaşıyoruz...

Yeni Yüzüyle Çayeli Devlet Hastanesi - CEVRİYE KİBAR
Çayeli Devlet Hastanesi Başhekimi Doktor Yahya Kesici hastane üzerine konuştuk. Hastaneye başhekim olduktan sonra kolları sıvayan Kesici, birçok yeniliğe imza atmış. İşte Başhekim Kesici’nin ağzından Devlet Hastanesi’nin son durumu…

Bayram BAKIR - çayeli milli eğitim müd. - cevriye kibar
Çayeli Milli Eğitim Müdürü Bayram Bakır, ilçedeki eğitim durumunu değerlendirdi. İlköğretim ve Ortaöğretim’de kazanılan başarıları anlatan Bakır, başta kitap okuma projesi olmak üzere birçok çalışmayı dergimizle paylaştı.

RİZELİ DEMEK KAFİ… - ABDURRAHMAN AKIN
Rizeli demek kâfi … Evet , Sultanahmet tevfikhanesinde büyük kapıya bakardı. Asla hatır , gönül dinlemezdi. Haddine mi düşmüş kimsenin , ona bahşiş kabul ettirebilmek ? … ( Cinnet Mustatili NFK )

Türkiye ve İhracat - Fatin Rüştü Karakaş
Türkiye son yıllarda yaşadığı birçok ekonomik zorluğa rağmen ihracat konusundaki hızlı yükselişine devam etmektedir. İhracatın sağlıklı ve sürdürülebilir büyümenin en önemli

BÜYÜK OYUN - Dr.Namık Kemal OKUMUŞ
Şiddetin Dili ve Dilin Şiddeti

Kalp ve Hafıza Dostu:"Ginsa" - Yasemin KASIRGA
biloba" ağacının yaprak özlerinden yeni bir ürün geliştirildi.

RİZE'Yİ YIKMAKTI HAYALİM - ÖMER LÜTFÜ METE
SN METENIN HASTLANMADAN ÖNCE RİZEM DERGİSİ İÇİN VERDĞİ YAZIDIR

Çay Türkiye'de kendi kendine yeterli değildir - Dilek ASLAN
Rize Ziraat Odası Başkanı Nevzat Paliç’ le geçtiğimiz günlerde odalarınca bir milyon 100 YTL olarak açıklanan çay fiyatını, kaçak çayı, değerlendirdik.

Davut Erez'le Çayeli Eğitim Tarihine Yolculuk - Fatih Sultan KAR
Yaşamda geri dönüşü olmayan o kadar çok şey var ki… An gelir; özlediğimiz insanlar ve olaylar bir film şeridi gibi geçer gözlerimizin önünden. Otuz yedi yıllık eğitimci Davut Erez de Çayelililer için böyle bir isimdir.

ÇAYELİ'NDE SAVAŞ VE KITLIK YILLARI - Ali Rıza SAKLI
Osmanlı'nın son dönemlerine doğru, Devletin gücünün azalmasından kaynaklanan sıkıntılar Doğu Karadeniz'e de şüphesiz yansımıştır. Ancak, özellikle 20.yüzyılın başından itibaren ortaya çıkan çeşitli savaş ve kıtlık dönemleri

Kumbi Tepesi - Gökhan KASARCI
Alışılmışlığın dışında bir güneş ve her zamanki toprak kokusu... En güzeli de, toprağımın kokusu...

Rize Hemşin Yöresi Osmanlı Mezar Taşları ve Kitabeleri - Veysel ATACAN
Bugünkü Coğrafyamızda Hemşin ve Çamlıhemşin olarak yer alan ilçeler 1946'dan öncesinde Hemşin olarak anılır, Ardeşen, Fındıklı, Çayeli, Pazar ve İkizdere'nin yüksek köylerinde Hemşin'e bağlı yerleşim yeriydiler.

Bir Başkadır Benim Memleketim - Özgül YANAR
Ağustos ayına girdik işte! Sıcaklıklar hala devam ediyor. Yorgunluklarımızı bir kenara bırakmak için elimize geçen tüm fırsatları değerlendiriyoruz. Yeni bir çalışma temposuna ayak uydurmak için güç toplamamız gerekli diyerekten atıyoruz kendimizi ülkemin

Dedeniz Eşkiya Çıkabilir(I) - Muhammet SAFİ
Sülale Katkılı Yerel Tarih: 853 Yılı Rize Eşkiyaları (I)

ÖRNEK ŞAHSİYET AHMET TEVFİK İLERİ - Fatih Sultan KAR
Türk siyasetinin güleç yüzlü, berrak hitabetli, bilgili ve dirayetli siması Tevfik İleri’nin bilinmeyen yönleri.

ÇAYELİ'NDEN ÖTEYE - Hüseyin Avni ÇAKMAK
Çayeli…..Hep es geçilip ötesine gidilen şehir…Bu yüzden hep gözlerinde bir çocuk ağlar..

ÖRNEK ŞAHSİYET AHMET TEVFİK İLERİ - Fatih Sultan KAR

ÖRNEK ŞAHSİYET AHMET TEVFİK İLERİ

 

Türk siyasetinin güleç yüzlü, berrak hitabetli, bilgili ve dirayetli siması Tevfik İleri’nin bilinmeyen yönleri.

 

İnsan sevgisi ve hizmet aşkı ile dolu örnek siyasetçi, örnek insan Hemşinli hemşehrimiz : Ahmet Tevfik İleri

 

Türk siyasetinin güleç yüzlü, berrak hitabetli, bilgili ve dirayetli siması Tevfik İleri’yi bu sayfalara taşımayı aylar öncesinden tasarlamaya başlamıştım.

 

Rizeli yaşlılardan sürekli kendisine dair hatıralarını dinlediğim, Türk siyasetinin renkli kişisi Tevfik İleri’nin adı, Rize’de, okullarda ve caddelerde yaşatılıyordu. Bunlar 1945 yılında kurulan Rize Tevfik İleri Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi ile Tevfik İleri Anadolu Lisesi ve Rize’nin en işlek caddelerinden biri olan Tevfik İleri Caddesi’dir. 

 

Tarihçi arkadaşım İshak Güven Güvelioğlu’nun, babası gibi memleket  sevdalısı olan Cahit İleri ile tanıştığını duyunca çok heyecanlandım. Güvelioğlu’ndan bir görüşme ayarlamasını istedim. Oğul, Cahit İleri bu isteğimizi memnuniyetle karşıladı ve bizi evinde ağırladı.

 

Cahit İleri, bir Hemşin sevdalısı. Kapısında karayemiş ağacı bulunan evinin duvarlarında Hemşin fotoğrafları, yüreğinde hep bir Hemşin özlemi var. Bizi anlattıkları ile 1950’li yıllara götüren İleri, büyük sürprizi sona saklıyor, söyleşinin sonunda babası Tevfik İleri’nin orijinal ses kayıtlarını dinletiyor bize. Tevfik İleri’nin sesi berrak hitabeti ile dinleyenlere güven veriyor.

 

Söze babanız Tevfik İleri ve ailenizden başlayalım dilerseniz...

 

Babam, Hafız Celal Efendi ve Fatma Hanım’ın evladı olup 1911'de Rize-Hemşin' de doğdu. Ailemiz “İmamoğulları” ismi ile bilinmektedir. Babamın doğumundan birkaç yıl sonra aile İstanbul’a göçtü. Babam, ilk ve orta öğrenimini İstanbul'da dedesinin yanında tamamladı. Gelenbevi Ortaokulu’nu bitirdikten sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ne girdi. Talebeliğinin son senesinde Milli Türk Talebe Birliği’nin başkanlığına seçildi. 1933 yılında mezun oldu.

 

Milli Türk Talebe Birliği’nde öncü çalışmalar yaptığını öğrendik... Nedir bunlar?

 

Evet kendisinin önderliğinde MTTB milliyetçi bir heyecanla birçok konuya el attı ve yayın yaptı.İstiklal Marşı çalınırken ayağa kalkılması, toplu olarak Çanakkale şehitlik  ziyareti 16 Mart şehitlerinin anılması gibi bazı gelenekler o zaman başlatıldı. Bir yabancı şirkette Türkçe’ye hakaret edilmesini ve Bulgaristanda Türk mezarlığına saldırıda bulunulmasını protesto etmek üzere düzenlenen ve halkın da büyük ölçüde katıldığı iki büyük gençlik mitingi düzenlendi. O tarihlerde bunlar alışık olunmayan önemli organizasyonlardı.

 

Mezuniyetten sonra memuriyet hayatı mı başlıyor?

 

Mezuniyetten sonra yurdun muhtelif yerlerinde hizmette bulundu. Erzurum'da 1933-37 arasında Karayolları kontrol mühendisi, 1937’den 1942’ye kadar Çanakkale’de, 1942’den 1950’ye kadar da Samsun'da Bayındırlık Müdürlüğü yaptı. Samsunda Karayolları 7 Bölge’nin de ilk müdürüdür.    

 

Derken siyasete giriyor...

 

1950 de “Yeter! Söz Milletindir” sloganı etrafında örgütlenen ve seçimleri kazanan Demokrat Parti’den Samsun Milletvekili seçilerek Meclise girdi.Meclisin aktif bir üyesi olarak çalıştı. İlk DP hükümetinde Ulaştırma Bakanı olarak yer aldı. Kısa bir süre sonra Milli Eğitim Bakanlığı’na getirildi (1950-53). Bunların dışında Meclis Başkan Vekilliği (1953-55), ikinci kez Milli Eğitim Bakanlığı (1957), Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı (1957-58), Bayındırlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakan Vekilliği (1958-60) yaptı. Bakanlıkları boyunca birçok önemli çalışmalarda bulundu. Milli Eğitim Bakanlığın çerçevesindeki hizmetlerinin  iki adet yüksek lisans tezi  çalışmasına konu olduğunu memnuniyetle kaydediyorum.. İz bırkmış Bakanlardandır.Burada kısaca Atatürk ve Ortadoğu üniversitelerinin açılışı, ilk ve orta okullarda dindersleri düzenlemesi, din adamı yetiştirmek üzere İmam Hatip liselerinin ve Yüksek İslam Enstitülerinin başlatılması ve birçok tenkide maruz kalan Köy Enstitülerinin Öğretmen Okullarına dönüştürülmesi ve Yüksek Öğretmen Okullarının açılması konularındaki hizmetlerini anıyorum, Bayındırlık Bakanı olarak da Demokrat Parti’nin kalkınma hamlesine katkı sağladı. İlk Boğaz köprüsü onun bakanlığı zamanında ihale seviyesine kadar geldi ama 27 Mayıs darbesi nedeniyle ancak 10 yıl sonra gerçekleşebildi

 

Hemşin’den Potreler: Cahit İleri Bey’in evinin en güzel  yerinde bulunan porte fotoğrafları dikkatimizi çekiyor. Kendisine Fotoğrafları soruyoruz, oda soldan sağa sıralaması ile şöyle anlatıyor: Dedem İmamoğlu Hafız Celal Efendi, Babaannem Fatma Hanım  (Zoğa Kalyoncuzade Mehmet Ali Bey’in kızı),Dedem (annem babası) Hamdi Bey (Çinçiva Burmaoğlulardan.Müftüoğlu diye de anılır) Anneannem Sariye Hanım : ( Çinçiva Lazaloğullardan Derviş Efendi kızı), Annemin Yengesi Nuriye Danış Hanım : (Lazaloğlu Hakkı Beyin Hanımı.Kendisi Goluna Müftüoğullarından)

 

1960 sonrası 27 Mayıs ihtilal süreci?

 

27 Mayıs 1960 yılında yapılan darbenin ardından diğer arkadaşları gibi İleri de Yassıada Mahkemesi’nde yargılandı. Savunmasını, "Ölüm belki de kurtuluştur. Memleketin huzuru benim ölümüme ve hapishanelerde çürümeme bağlıysa kararınızı böyle verin. Memleketimin hayrı için buna da razıyım." sözleriyle bitirdi. Bu göstermelik mahkemedeki duruşunu savunması sırasında söylediği şu sözleri belirliyor :”Başsavcı başımızla oynamaktan hoşlanıyor. Varsın oynasın. Onun peşinde değiliz ama şeref ve namusumuzla oynamasına asla müsaade etmeyeceğiz. Son nefesimizde dahi namuslu olduğumuzu iddia edeceğiz ve ispat edeceğiz.”

 

Ömür boyu hapis cezasıyla Kayseri Bölge Cezaevi’ne yollandı. Burada hastalanması üzerine Ankara Hastanesi’ne kaldırıldı. 31 Aralık 1961’de vefat etti.

 

Babanızla ilgili bir hatıranızı bizimle paylaşmanızı istesek...

 

Babama ait hatıralarımdan biri, beni Çumhuriyetimizin ilk Maarif Vekilleri’nden Mustafa Necati Bey için yapılan anma toplantısına götürmesidir. Tarihine baktım, 1955, babamın görevi Meclis Başkan Vekilliği. Ben de 10 yaşındayım. Herhalde gerçekten Mustafa Necati Bey’in  hizmetlerini anlayıp öğrenmem için değil, bana vermek istediği terbiyenin bir parçası olarak götürmüştü. O Toplantıda yaptığı konuşmada şöyle diyordu: “Kafası ve gönlü memleket ve millet için çalışmış, yıpranmış ve çile çekmiş büyük insanları anmak bir kadirşinaslıktır.”

 

Babam da  zaman zaman çeşitli toplantılarla anılıyor, isminin verilmiş olduğu okul ve caddeler var.Bu yıl da Rize’de isminin verildiği çok güzel bir okul ile Milli Eğitim Bakanlığında bir toplantı salonu açılışı yapıldı. Ona bu kadirşinaslığı gösterenlere de zamanı gelince kadirşinaslık gösterilir inancı ve duasındayım.

 

Bir evlat olarak O’nun kişilik özelliklerini  nasıl tanımlarsınız?

 

Rahmetli babamı evimizde son olarak gördüğüm zaman 15 yaşında idim. Bunu takip eden yaklaşık bir buçuk yıl  içinde babam, ulaşılamayan ve kendisinden ancak 50 kelime ile sınırlı sansürlü mektuplar alınabilen bir tutsak ve bu haliyle sadece annem, ablalarım ve benim için değil bütün akraba  ve aile dostları için de hayatın odak noktası idi. Onu ancak hastanedeki son günlerinde ateşler içinde zayıf ve hasta olarak her gün görebildim. 

 

Kendi aramızda ailemize “demokrat aile” derdik. Bunun babamın Demokrat Partili olmasıyla bir ilişkisi yoktu. Bizde, en küçükleri ben dahil olmak üzere, herkesin fikrini oluşturma ve söz söyleme hakkı vardı. Bana öyle geliyor ki sanki aile işlerinde oy verme hakkımız vardı. Tabii ailenin her işinin böyle oylandığını zannetmiyorum, fakat verilen his o idi. Çocuk değil adam muamelesi görürdük.

 

Oturduğumuz ev üç oda bir salondu. Odalardan biri, içinde  babamın  kütüphanesi ve yazı masasının da bulunduğu bir çalışma odası idi. En küçük, fakat konum itibariyle en güzel oda buydu. Benim yaşım biraz ilerleyip ablalarımla beraber yattığım odadan ayrılmam gerekince orası benim odam oldu. Babam zaten pek evde bulunmazdı, ama ara sıra o odaya girmek isterdi. Artık oda benim olduğuna göre önce “Oğlum, müsaade eder misin biraz odanda oturayım” derdi.

 

Babamın ailemiz içindeki durumunu  benden iki yaş büyük ablam Ayşe seneler önceki bir gazete röportajında bence çok güzel özetlemiş. Ondan bazı bölümler alıyorum:Ondan korkmazdık. Onu gücendirmekten ve saygısını kaybetmekten korkardık. Onun bizi beğenmesi, bizimle iftihar etmesi çok önemliydi bizim için. Ve bizimle birlikte olduğu anlarda  bizi öylesine doldururdu ki, diğer zamanlarda da bu bize yeterdi.      

 

Bir gün üç çocuğunu bir araya topladı ve "ar" ve "haya" kelimelerini izah etti. Bunu nasıl yaptığını şimdi hatırlayamıyorum ama, fikirleri içimize yerleşti ve hayatımıza yön verdi.

 

Çocuklarına çok düşkündü, ama  annemizin yeri başkaydı. Eve geldiği zaman annemi muhakkak evde bulmak isterdi ve bulurdu da. Nadiren annemin evde olmadığı zaman neşesi kaçar, huzursuz olur; canı konuşmak bile istemezdi. Biz de bunu garip karşılamazdık, çünkü aralarında ne derin bir sevgi olduğunu bilirdik.

 

Milliyetçilik duygularını ve vatan sevgisini ondan öğrendik. İçindeki büyük Türkiye ve Türk aşkını bizlere de aşıladı. Ve bizlere Türkiye'yi iyisiyle kötüsüyle sevmeyi, vatanımızı her şeyin üstünde tutmayı öğretti. Onun lügatında "ben" yoktu. Bir olay eğer Türkiye lehine ise bu arada kendisinin zarara uğramasının, tenkit edilmesinin hiç önemi yoktu. Ulaştığı makamları, hizmet için bir vasıta olarak gördü. “Vekil olduğumu imza atarken hatırlıyorum” derdi. Aynı hisleri bizlere de aşıladığı için 27 Mayıs’a kadar, kim olduğumuzu gizlemeye çalıştık. Ancak ondan sonradır ki, iftiharla ve her fırsatta kimin çocukları olduğumuzu söyleyebildik.      

 

Gerçekten de evimizde babam ve onun hayat, his ve düşünce ortağı annem tarafından öyle bir hava yaratılmıştı ki, 27 Mayıs darbesinin ilk günlerinde, herhalde durumun fecaatini de tam olarak anlayamadığım için, babamı düşündüğüm kadar memleketimizde bir askeri darbe geriliğinin yaşanmasından dolayı utanç ve üzüntü duyduğumu ve durumun bir an önce normale dönüp Türkiye’nin kalkınma faaliyetlerinin yeniden  başlayabilmesi için acele ettiğimi hatırlıyorum.

 

Evet gençliğinden beri hayatı sert mücadeleler içinde geçmiş olan ve nihayet Yassıada’daki duruşmalar sırasında başı dik tutumu ile öne çıkan babam gerçekten hisleri yoğun yaşayan ve göz yaşlarına da her zaman hakim olamayan bir insandı. Benim hafızamda böyle iki olay yer etmiş. Biri radyodan naklen yayınını beraberce dinlediğimiz meşhur 3-1’lik Macaristan galibiyetimiz, biri de bize yüksek sesle sonradan Rahman suresi olduğunu anladığım bir Kur’an okuyuşu sırasında. “Erkek ağlamaz” sözünü beğenmez “İnsan olan ağlar” derdi.

 

Babanızın bu dolu dolu yaşamı içerisinde Hemşin nerede duruyordu?

 

Hemşin  hep bir özlemdi babam için. Yassıada'da tuttuğu günlükler hem bir döneme ışık tutuyor, hem de yargılamaların seyri hakkında önemli bilgiler içeriyor. Ablam Cahide İleri (Aksoy) tarafından yayına hazırlanan günlüklerin 24 Haziran 1960 Cuma günkü sayfasında  babam Hemşin’e olan özlemini şöyle dile getiriyor: ‘Bu sabah oldukça şiddetli yağmur yağıyor. Bu yağmurda İzzet (Akçal), Haluk’a, Paşa’ya, Hemşin’i muhtelif cepheleriyle anlatıyor.Hemşin ve Hemşin’de yaşamak birden bire yüreğimde tüttü. Kim bilir Allah neler nasip etmiş. Her şeyi unutup Hemşin’i zevkle hatırladım ve hissettim.

 

Ya diğer kardeşleriniz?

 

Annem (Vasfiye) ve babam 1933 yılında evlendiler. Biz üç kardeşiz. Cahide ve Ayşe adında iki ablam var. Cahide ablam yüksek inşaat mühendisi Ayhan Aksoy ile evli. Bu evlilikten Tevfik adında bir çocukları dünyaya geldi. TED Koleji ve DTCF İngiliz Dili Bölümü'nden mezun olan Cahide İleri, ODTÜ İngilizce Hazırlık Okulu'nda öğretim görevlisi olarak çalıştıktan sonra 1986'da emekli oldu. Ayşe ablam da Cahide ablam gibi TED Koleji ve DTCF İngiliz Dili Bölümü mezunu. Ayşe İleri de ODTÜ'de öğretim görevlisi olarak çalıştıktan sonra 1997'de emekli oldu.

 

Sizi çok etkileyen ardın dan yazılardan  bir örnek verirmisiniz?

 

Çok yıllar sonra, 1991’de, büyük düşünür ve yazarlarımızdan  Samiha Ayverdi Hanımefendi’nin bana ilettiği sözlerinden bir bölümü okumak istiyorum: Bu vesile ile  kendisini de rahmetle anıyorum.“İşte Tevfik İleri denen o berrak imanlı, millî ve tarihî bereketli hazine ile başlamış dostluğumuz, gerçekten ezel günü bereketlerinden olmalı idi ki, aksamadan, sürçmeden yürüyüp gitti ve ölüm nedir bilmeyen ilâhi kanunun buyruğu içinde gitmekte devam eylemek sırrını gösterdi ve gösteriyor.

 

Şer ve nifak tohumlarının bir celâl tecellisi denecek 27 Mayıs hailesinde hırpalanıp aşağılanmak gayretlerine rağmen sapasağlam durarak, Allah’ın hıfz-ı kal’asından tek taş düşürtülemeyen o abide adamın ruhi metaneti dimdik ayakta kalmış, lakin et, kan ve kemikten ibaret bedenî gücü iflasın eşiğine gelerek nihayet kısa zamanda o insan, vatan sevgisi ile dolu o kafa, o meş’um şakîlere yenilmediğini göstererek gözlerini dünyaya yumuvermiştir”

 

Babam sevmiş, sevilmiş, kısa yaşamış fakat istediği yönde hizmet ederek yoğun yaşamış, erdemli ve erdemleri tanınmış, kabul edilmiş kıymetli bir insan. Kısa ömrünün son iki yılında maruz kaldığı zulmün, ahrette derecesinin yükselmesine vesile olduğuna inanıyorum.

 

 

Fatih Sultan KAR

ÖRNEK ŞAHSİYET AHMET TEVFİK İLERİ - Fatih Sultan KAR - Rize - Sefali Köyü İnternet Sayfaları



Sefali (c) 2006-2012
Site Kurucusu : Özcan BEYAZ ozcanbeyaz@hotmail.com
Site Editörü : Hakan BEYAZ
Yazılım Geliştirme : Nurettin TOPAL www.nurettintopal.com