Makaleler  
Demokratik Açılım Rize Çayında
Demokratik Açılım Rize’den Çay Kanunu Taslağı İle Başlatıldı

Pişmanlık ve Yaşam
Karşı konulmaz kaçışın son bulduğunda, yüzündeki ürkek bakışın bir anlamı olmalıydı.

Liderin Özellikleri
Lider, herhangi bir toplumun,bir grubun,bir sivil toplum kuruluşunun,bir siyasi kurumun,bir cemaatin,bir fikir hareketinin,bir tasavvuf hareketinin,bir ülkenin bir gençlik hareketinin,bir şirketin vs önderidir.

Başarmak İsteyenlerin Önünü Asla Kesmem..
Sayın Çaydef Başkanı Yılmaz Hüsrev'in Çayeli Derneği kongresi sonucu oluşan atmosferde kendisine yönelik eleştirilere çayhaber'de yazdığı yazıyı ekndisinin affına sığınarak yayınlıyoruz..

Çay Kanunu Tasarısı Hakkındaki Düşünceler
Rizeli olsun olmasın konuya ilgi duyan herkesin büyük bir ittifakla üzerinde durduğu en önemli husus çayın yöre insanı için anlamı ve vazgeçilmezliğidir. Bu önemli göstergeyi bugüne kadar TBMM tarafından çıkarılan çaya ilişkin on iki adet Kanun açıkça ort

LÜGAT BİR İSİM VER HALİMDEN!.....
Yazıya başlarken, keyfim yok yazmak istemiyorum demiştim… ama gördünüz işte size karşı sorumluluğumu yerine getirmek için yalan da olsa bir şeyler karalamışım. Bu yazımı da “ denize atılmış bir yazı “ olarak kabul etmenizi istirham ediyorum…

MİLLİYETÇİLİK
Milliyetçilik ve ırkçılığın bir takım çevreler tarafından birbirine karıştırılmaya çalışıldığı günümüzde, milliyetçilik üzerinde oynanan oyunlarla, saf “Türk Milliyetçiliği” anlayışımız lekelenmeye çalışılmakta.

HASRET
Hasretin kol gezdiği zamanlardır, gurbetin yaşandığı diyarlarda. Mesafe değil, yürektir önemli olan, çünkü biliriz ki bazen en yakınımızdakine bile özlem duyarız…

Karadenizde Türkü Kültürü
Karadeniz türkülerinde tatlı bir anlam yoğunluğu var. Her yöremizde olduğu gibi, Karadeniz bölgemizde de insanlarımız sıcak ve samimidir. Karadeniz kültürü sadece kemençeden oluşmamaktadır.

Çayeli Örneğinde Karadeniz İnsanın Karakteristik Özellikleri - Namık Kemal Okumuş
Karadeniz insanının manevi değerlerinin bir panoramasını çıkarmak öncelikle Türk toplumundaki yükselen değerleri tespit ve temsil etmesi bakımından son derece keyifli bir çalışmadır.

Çayeli'nde Kadın Olmak... ya da Çayeli'nde Kadın Kalmak - Namık Kemal Okumuş
Yeryüzünün en değerli varlığı olan insanın, kadın-erkek ayırımına tutularak, bir kesiminin değerlendirilmesi ne kadar da üzücü. Ataerkil toplumların pederşâhî geleneklerinden süzülüp gelen ayrımcılık, fiziksel yapıdaki belirgin üstünlükle de birbirlerince

ÖZEL HASTANELERE KİMLER PARA VERMEMELİDİR?
Buradan; öncelikle kanser hastalarını uyarıyorum:

Rize İl temsilcisi Ecz. Onur Beyaz
18.Bölge Trabzon Eczacılar odası Rize İl temsilcisi Ecz. Onur Beyaz ile eczacıların sorunlarını masaya yatırdık.

Gençlik Nereye Gidiyor - Fatih İslam KARAOĞLU
'' Gençlik Nereye Gidiyor '' ... Ankara Çayelililer Derneği Başkanı Fatih İslam Karaoğlu'nun kaleme aldığı bu önemli konuyu sizlerle paylaşıyoruz...

Yeni Yüzüyle Çayeli Devlet Hastanesi - CEVRİYE KİBAR
Çayeli Devlet Hastanesi Başhekimi Doktor Yahya Kesici hastane üzerine konuştuk. Hastaneye başhekim olduktan sonra kolları sıvayan Kesici, birçok yeniliğe imza atmış. İşte Başhekim Kesici’nin ağzından Devlet Hastanesi’nin son durumu…

Bayram BAKIR - çayeli milli eğitim müd. - cevriye kibar
Çayeli Milli Eğitim Müdürü Bayram Bakır, ilçedeki eğitim durumunu değerlendirdi. İlköğretim ve Ortaöğretim’de kazanılan başarıları anlatan Bakır, başta kitap okuma projesi olmak üzere birçok çalışmayı dergimizle paylaştı.

RİZELİ DEMEK KAFİ… - ABDURRAHMAN AKIN
Rizeli demek kâfi … Evet , Sultanahmet tevfikhanesinde büyük kapıya bakardı. Asla hatır , gönül dinlemezdi. Haddine mi düşmüş kimsenin , ona bahşiş kabul ettirebilmek ? … ( Cinnet Mustatili NFK )

Türkiye ve İhracat - Fatin Rüştü Karakaş
Türkiye son yıllarda yaşadığı birçok ekonomik zorluğa rağmen ihracat konusundaki hızlı yükselişine devam etmektedir. İhracatın sağlıklı ve sürdürülebilir büyümenin en önemli

BÜYÜK OYUN - Dr.Namık Kemal OKUMUŞ
Şiddetin Dili ve Dilin Şiddeti

Kalp ve Hafıza Dostu:"Ginsa" - Yasemin KASIRGA
biloba" ağacının yaprak özlerinden yeni bir ürün geliştirildi.

RİZE'Yİ YIKMAKTI HAYALİM - ÖMER LÜTFÜ METE
SN METENIN HASTLANMADAN ÖNCE RİZEM DERGİSİ İÇİN VERDĞİ YAZIDIR

Çay Türkiye'de kendi kendine yeterli değildir - Dilek ASLAN
Rize Ziraat Odası Başkanı Nevzat Paliç’ le geçtiğimiz günlerde odalarınca bir milyon 100 YTL olarak açıklanan çay fiyatını, kaçak çayı, değerlendirdik.

Davut Erez'le Çayeli Eğitim Tarihine Yolculuk - Fatih Sultan KAR
Yaşamda geri dönüşü olmayan o kadar çok şey var ki… An gelir; özlediğimiz insanlar ve olaylar bir film şeridi gibi geçer gözlerimizin önünden. Otuz yedi yıllık eğitimci Davut Erez de Çayelililer için böyle bir isimdir.

ÇAYELİ'NDE SAVAŞ VE KITLIK YILLARI - Ali Rıza SAKLI
Osmanlı'nın son dönemlerine doğru, Devletin gücünün azalmasından kaynaklanan sıkıntılar Doğu Karadeniz'e de şüphesiz yansımıştır. Ancak, özellikle 20.yüzyılın başından itibaren ortaya çıkan çeşitli savaş ve kıtlık dönemleri

Kumbi Tepesi - Gökhan KASARCI
Alışılmışlığın dışında bir güneş ve her zamanki toprak kokusu... En güzeli de, toprağımın kokusu...

Rize Hemşin Yöresi Osmanlı Mezar Taşları ve Kitabeleri - Veysel ATACAN
Bugünkü Coğrafyamızda Hemşin ve Çamlıhemşin olarak yer alan ilçeler 1946'dan öncesinde Hemşin olarak anılır, Ardeşen, Fındıklı, Çayeli, Pazar ve İkizdere'nin yüksek köylerinde Hemşin'e bağlı yerleşim yeriydiler.

Bir Başkadır Benim Memleketim - Özgül YANAR
Ağustos ayına girdik işte! Sıcaklıklar hala devam ediyor. Yorgunluklarımızı bir kenara bırakmak için elimize geçen tüm fırsatları değerlendiriyoruz. Yeni bir çalışma temposuna ayak uydurmak için güç toplamamız gerekli diyerekten atıyoruz kendimizi ülkemin

Dedeniz Eşkiya Çıkabilir(I) - Muhammet SAFİ
Sülale Katkılı Yerel Tarih: 853 Yılı Rize Eşkiyaları (I)

ÖRNEK ŞAHSİYET AHMET TEVFİK İLERİ - Fatih Sultan KAR
Türk siyasetinin güleç yüzlü, berrak hitabetli, bilgili ve dirayetli siması Tevfik İleri’nin bilinmeyen yönleri.

ÇAYELİ'NDEN ÖTEYE - Hüseyin Avni ÇAKMAK
Çayeli…..Hep es geçilip ötesine gidilen şehir…Bu yüzden hep gözlerinde bir çocuk ağlar..

Çayeli Örneğinde Karadeniz İnsanın Karakteristik Özellikleri - Namık Kemal Okumuş

Çayeli Örneğinde Karadeniz İnsanın Karakteristik Özellikleri
Dr. Namık Kemal Okumuş

 

Karadeniz insanının manevi değerlerinin bir panoramasını çıkarmak öncelikle Türk toplumundaki yükselen değerleri tespit ve temsil etmesi bakımından son derece keyifli bir çalışmadır.

Ancak, sosyolojik bir süreci de kapsayan bu yaklaşım, etnik farklılıklara vurgusunun dışında, bizimle birlikte şu kadar yıl yaşananların bir amaca yönelik "bir arada yaşama" formülüyle kardeşlik potasında eriten geniş bir hoşgörü ikliminin de habercisi olan bu erdem, yeni nesil için bir kardeşlik iksiri de olmalıdır.

Bu yüzden insanlarımızın bazı özelliklerini irdeleyerek ortaya çıkarmaya çalıştığımız asıl unsur, kendi değerlerinin farkında olan ve bu değerleri yaşatmak için kurumsallaşan "üretici zekâ"nın bölge insanı için daha aydınlık gelecekler hazırlama projesine katkıda bulunmak amacıdır. Bu başarıldığı taktirde zaten kendisinde fazlasıyla mevcut olan azim ve kararlılığı pratik zekâsı ile birleştirerek ikinci bin yıllarda yeni bir insan modelinin başarılacağı kuşku götürmez bir gerçeklik olacaktır. Bu amacın başat karakteri "imkân ve fırsatların değerlendirilmesi" olduğu kadar belki ondan daha çok "birlik ve beraberliğin sağlanmasıdır."

Bunun için öncelikle yapılacak çalışmanın çerçevesi, mevcut değerleri tanımak ve tanıtmaktan ibaret olması, çağımızn modern insanına kendi gelenekleri ile birlikte yaşamasının onun üretkenliğine olan katkısını da pekiştireceğini hatırlatmak gibi bir görevi vardır. Bütün bunlar yapılırken, kişilik yapımız ve kültürel özgeçmişimize uygun bir "davranış haritası" çizmek de mümkün olabilecektir.

Karadeniz yöresi insanını, bilhassa Çayelili hemşehrilerimizi tanımak için elimizdeki malzemenin daha çok ona özgü olması, ileride detaylandırılabilecek olan yeni bir çalışmaya da veri teşkil ettiğinden, Çayelililer örneğinden hareketle "Karadeniz İnsanı"nın daha etraflı bir şekilde anlaşılacağını ümit etmekteyiz.

KİŞİLİKLE İLGİLİ DETAYLAR (Çayeli insanını tanımlayan kişilik unsurlarından bazıları)
Kavgacı, ama kinci değil. (Çabuk kızıp öfkelenmesi, ancak erken yatışması. Tıpkı Karadeniz'in sert ve haşin dalgaları gibi. İnancı ve imanı, bu sertliğe adeta bir dalgakıran vazifesi görmektedir).
Atak, çalışkan, ve üretken bir insan modeli.
Kendisi ile dalga geçebilecek kadar kendine özgüveni olan güçlü bir kişilik (Temel ve Fadime karakteri gibi).
Kendinden olana karşılık aşırı bağlılık ve sahiplenme duygusu (Hemşehricilik).
Göç ettiği yerlere getirdiği renk, çeşitlilik ve çeşni (Kavganın kine dönüşmesini önleyen barışçı insan tipi sayesinde, bazı dönemlerdeki tehcir hareketlerinde tercih edilen unsur haline gelmiştir).
Sevimli ve umut dolu, optimist ve sorun çözen bir karakter (Bu iyimser karakteri zamanla onu kaderci bir yapıya sürüklese de pratik yapısının gereği bunu da aşmayı bilmiştir).
Fizyolojik görünüm (Burun yapısı, saç ve göz rengi, kırmızıya çalan ten rengi, ağız ve dil farklarının özümsenmiş olması).
 

COĞRAFYA İLE İLGİLİ ÖZELLİKLERİ (Bölge insanının iklim, bitki örtüsü ve toprak şekilleri ile denizlerden etkilenmesi neticesinde taşıdığı başat karakter özellikleri).
Bölgenin engebeli ve dik yapısı, Karadeniz insanına mücadele gücü kazandırmıştır. Çayeli insanı bu ortak özellik sayesinde bir nevi o zorluklara karşı "inatçı bir direniş"in sembolüdür.
Yağmur ve ıslaklığın hayatın bir parçası olması, onu bozkır insanından daha yumuşak bir karaktere büründürmüştür. Yağmur ve karla yaşamak onlar için bir yaşam tarzı olmuştur.
Denize olan tutku, onu sömürmek şeklinde değil, ondan verdiğini alacak kadar platonikleşmiştir. O, denizi bir av mekânı olarak değil, dalgalarıyla sallanarak büyüdüğü bir beşik olarak görmüştür.
Dağlar, onun için odun olduğu kadar atmaca sevgisinin çeşitli kuşlarla buluşturulduğu bir mekândır.
Karadeniz insanı için olduğu gibi Çayelili için de toprak, özellikle de verimli toprak çok önemli olduğu için o evini daha çok verimsiz alanlarda, (uygun olmayan yerlerde olsa bile), ama arazisinin içinde yapılandırmıştır.
Arazinin azlığı, çocuk sayısının fazlalığı onu göçe zorlamıştır. Bunun sonucu olarak genellikle dışarı çıkan daha çok zenginleşmiştir.
Yiyecek kültürünün fazlaca çeşide dayanmadığı halde bölge insanı için müthiş bir damak tadının varlığı göze çarpmaktadır. Özellikle de mısır ekmeği, lahana, turşu, fındık, balık ve yöresel yemekler.
Hava, iklim hareketlerinin bazı yörelerde "kocakarı yöntemleri" denilen bir metotla test edilebilme geleneği.
KÜLTÜRE AİT BAZI TESPİTLER
Türkiye'nin geneli için de geçerli olduğu gibi iller ve ilçeler arasındaki husumet. Bu özellik sanki atalardan alınan bir miras gibi değerlendirilmektedir. Bir türlü sonu gelmiyor.
Kadınlarına karşı olan "kaba" ve "işte yıpratma" geleneği. Sadece ilçemiz Çayeli'nde değil, bütün Karadeniz'de, kadınlarımız eziyet çekmektedir.
Ya özgürlük, ya "kabalık-kabadayılık", ya da yanlış kararlara duyulan tepkinin bir ürünü olan "kız kaçırma" geleneği.
Karadeniz'de bazı il ve ilçelerin daha modern olduğu iddiaları vardır. Tabii ki, bu eski dönemlerdeki okuma geleneği ile ilgili bir tavır belirlemedir. Çayeli burada iyi bir yerdedir.
Eğlence kültürünün sığ oluşu, onun çalışma azminin çokluğuna yorumlanabilir. Tulum ve kemençeden başka enstrüman tanımamak (!). Bu yönelişin en belirgin karakteristiğidir.
Bölge için en kullanışlı sayılabilecek kıyafetlerin tercih edilmiş olması. Bu "kişiye özel örtünme"nin sonucu olarak Çayeli kadınlarının kıyafetlerindeki yöresel güzellik ortaya çıkmıştır.
"Bizden olsun, çamurdan olsun" tarzındaki bölgecilik anlayışı, kendi dışındakini eleştirme hakkına sahiplilik eğilimini doğurmuştur.
Rasyonel bir siyasi yapılanmayı takip etmesi. Menfaatleri ve ideolojik eğilimleri onu farklı siyasi yapılara angaje edebilmiştir.
Spordaki yaratıcı becerisi. Bu özelliği onu yurt genelindeki bütün branşlarda ön saflarda mücadele etmesini sağlamıştır.
Çocuk sayısının demografik gerekçelerle değil, iş alanındaki planlaması ile ilgili olarak değiştiği gerçeği.
Farklı din ve etnik yapıya sahip olan hoşgörülü tavrının altındaki ana etken, kendine olan güvenin büyüklüğündendir. Bu yüzden her türlü inançtan insanla barışık yaşamasını becerebilmiştir.
Dönemlere ait geçer akçe olan işleri becerebilmedeki ustalık (Eski dönemlerde hocalık, şimdilerde ise inşaat ve sporculuk).
Genele ait becerinin varlığı (Bu yüzden süslemecilik yerine kaba yapı işleri, sanatçılık yerine hocalık tercih edilmiştir.)
Kadına karşı olan davranış, diğer bölgelerdeki gibi "çok eşlilik"e kaymadan aile içinde çözümlenmiştir. Gerçi bunun en büyük sebebi yine de "Karadeniz kadının fendidir."
 

MANEVİ ALANDAKİ BAZI ÖZELLİKLERİ
Manevi alandan kastımız. dinsel olan değil, dinin insanla buluşmasının ardından insanın onu nasıl anladığı realitesidir. Yoksa dinin aslı ortadadır ve bu yaklaşımların test edebilirliği de aynı şekilde apaçıktır.

Dini kurumları yapmada gösterilen aşırı ilgi aynı kurumların içini doldurmada gösterilmemiştir. İslam anlayışımızın daha çok törensel seramonilerle örülmüş olması (bayram namazları, cuma namazı, mevlit, kandiller, icazet törenleri, dini nikâh vs.). Ancak bu eğilim, İslamlığı kabulden önce de bölge insanının belirgin karakteri olduğu halen varlıklarını sürdüren kilise, manastır ve kalelerin yaşatılmasında görülmektedir.
Din adamına olan güvenin şartlı olması. Gerçi bu özellik bütün alanlar için de geçerli olsa bile din alanı için daha belirgindir. Bireyselliği ön plana çıkaran bölge insanı, kamusal alanda kendini yok sayacak, sıradanlaştıracak her şeye baş kaldırmıştır. "Hocanın dediğini yapma" geleneği, "hocanın yaptığını yapma" geleneğinin önüne geçmiştir,
İnsanımızın biraz matrak biraz da cinsellik içeren yakıştırılmalarından "Oflu Hoca" da nasibini almıştır (Oflu Hoca'nın kaynağının İslam dini ile mi yoksa bölgedeki geçmiş kültür kalıntılarının dönüşümü ile mi olduğunun tespitini ilerideki çalışmalarımıza bırakalım).
Dini emir ve yasakların çizdiği alanların genişletmedeki tavırların, seküler bir davranış pratiğinin kazanılmış olduğunu göstermektedir. Yasaklar onun önünü kesememiştir.
Namus anlayışının kan davasına dönüşmeyen bireysel ölümleri kapsayacak şekilde gelişmiş olması insanımızın kutsal değerleri için neleri feda edebildiğini göstermektedir.
Bölgedeki cami, Kuran kursu ve medresenin sayıca fazlalığı, dini alandaki bilgilenmenin de artmasını sağladığından, din adamını eleştirmedeki kendine özgü olma hali ön plana çıkarılmıştır.
Müslümanlık anlayışı pratize edilmiş hayat içerisinde ona ayrılan alan kadar değer taşır. Abid ve zahid anlayışı yok denecek kadar azdır. Bu yaşam modelinde günahlar ve yasaklar işlenirken asla gerçeklendirilmez. Ve yine asla inkâr edilmez. Yani hatalar hata olarak bilinir ve bunun aleni reklamından kaçınılır.
Türbe ve şeyh kültürünün bu denli pratik ve eleştiren bir İslam-Müslümanlık anlayışının içinde barınamayacağı ortadadır. Bunun için bölge bu gibi kutsallıklardan uzak kalmıştır. Hem bu derece varlığı sorgulananların da yaşama hakları sosyolojik olarak imkânsızdır. Ancak bunun yeri de boş bırakılmış değildir. "Derin hoca" kültürü bu alanın yeni kutsal öznesini teşkil etmektedir.
Muska, büyü ve diğer sihir-maji alanlarının sıkça kullanılır olması hem sorun çözen insanın tercihi hem de dinin usullerinin bir takım seramonilerle, kutsal alan taramaları ile benzeştirildiği anlayışından kaynaklanmaktadır. Özünü insanın eline bırakan bir kutsal alan bu şekilde ve bu derecede kültürleştirilir. Gerçi bu olay bütün millet ve toplumların en çok başvurdukları dönüşüm çeşitlenmelerindendir.
Hükümleri çok sert olmasına rağmen sertlik sürekli değildir. O muhatabını tarif ederken "kâfir, dinsiz, münafık, gâvur vs." gibi tanımlamalarla adlandırırken bunun sürekliliğini değil o anki durumunun tespitini tarif etmek istemiştir.
Otorite anlayışının minimum seviyede olması. Karadeniz insanı başlı başına bağımsız bir otoritedir. O ne boyunduruktan, ne de yönetilmekten hoşlanır. Bu yüzden de itaatı sınırlı ve şartlıdır.
Kadınlar için standart örtünme biçiminin olmayışı. Bu alışkanlığı belirleyen unsurun din değil daha çok bölgesel şartlar ve kültür unsurlarının olduğunu görmekteyiz. Nihayetinde ise bu şekil dinin verileri ile de büyük bir uygunluk arzetmektedir.
Bazen kendisini bile esir almış gibi görünen "inatçı, savunmacı" yapısı gereği yanlışında ısrar etmek gibi ilkel ve cahilâne tutumları da vardır. Kendisini değiştirmeye karar vermediği müddetçe hiç bir somut verim onu yanlışından vazgeçiremez. Aslında bu eğilim geneli değil de özel alanı tarif ettiğinden müdahaleye pek de müsait değildir.
Günah işlemenin "aleniyeti"ne karşı olan kamuoyu bilinci, belki de tüm Türkiye'deki en sert tutumların izahını açıklayabilir. Böylelikle Karadeniz insanı "günahın gizliliğini savunan zımni bir karara sahiptir.
Bazı bilgi alanları boş bırakılmış olsa bile dini ilgilendiren her değeri savunmak gibi bir erdemi de vardır. Mesela oruç tutmasa bile açıkta yemek yemeyi eleştirir. İçkiyi kötü bulur, hem de onu tüketir.
Davranışlarının kökeninde ister din isterse kültür ve gelenek olsun bölge insanı hala saflığını korumaktadır. Onun otantikliğine zarar veren her şey "etnoğrafik kalıntı" olmaya mahkumdur. (Bu madde ile ilgili bölge insanı için söylenen bir iddiada: Müslümanlığın Karadeniz insanını donuklaştırdığı, eski engin hoşgörülü tavrının yasaklar içine hapsolunarak tükettiğinin iddiasıdır. Ancak bunun cevabı uzun sosyo-kültürel çalışmalarla verilebilir.).
Cin, peri, cadı, obur vs. gibi metafizik ve gizemini koruyan alanlara olan merakı onu yaşayanlardan çok ölülerden korkar hale getirmiştir. Şeklî ibadet anlayışının en yoğun hissedildiği sünnî anlayışın da Karadeniz insanında olması gerçeği bunu açıklar mahiyettedir.
Bütünü ile olmasa da doğu insanında görülen uğur ve uğursuzluk inancının da sık sık görülüyor olması, insanımızın çaresiz kaldığı konuları ne gibi etmenlerle açıklamaya yatkın olduğunu göstermektedir. Bu anlayış sonucunda batıl sayılabilecek bir çok ritüel gerçek addedilir hale gelmiştir (Ceviz ağacının altından geçmek, çakal sesinin uğursuzluğu, pardi uluması, el kaşıntısının anlamsal özellikleri, yeni yılın ilk gününün uğura yorulması vs.).
Nazar olayının "Hak" olarak görülmesinin yanında bundan kurtulmak için ortaya atılan büyüsel olayların da aynı seviyede görülmesi. Çaresizliğin insan için olduğu inancı, doğru davranışın tercihini zorlaştırmıştır. Kurşun dökme, tahtaya vurmak, gözdeki kesmek, vs. gibi büyüsel karakter taşıyan seramoniler doğru olmaktan çok geleneksel anlayışa uygun kültür unsurları olarak görülmüştür.
Yapısı gereği "kaderci" bir anlayışa sahip olan bölge insanı zamanla bu anlayışını aşabilme becerisini de göstermiştir. İnanç ilkeleri olarak kaderci olsa da eylemleri ile daha bireysel alanda dolaşmaktadır. Dengeleyici bir unsurdan çok, pratik zekâsı sayesinde tıkanıklığı aşabilme yeteneğine daima sahip olmuştur. O yağmur duasına başvursa bile yağmuru verenin Allah olduğu inancını asla unutmamıştır.
Buraya kadar genel hatları ile tanıtmaya çalıştığımız Karadeniz insanı "barışçı" ve "uzlaşmacı" özellikleri sayesinde ülkemiz için kaynaştırıcı bir unsur olabilmeyi başarmıştır. Bölge insanının kültür kodlarının tespiti, yaygın kişilik taramaları ve coğrafyanın kişilik üzerindeki etkileri ortaya çıkarılabilirse sağlıklı bir kimlik kartına kavuşacağı inancındayız. BU alandaki başarımız, sosyal bilimlerin verilerini ne derecede kullandığımızı ve insanımızı tanıtmaktaki isteğimizin omurgasını teşkil edecektir.

Netice olarak şunu ifade edebiliriz ki, sadece Karadeniz'de yaşamayan Karadeniz insanı, ülkemizin her karış toprağında hayatını sürdürdüğünden onu tanımak "bir arada yaşamak formülüne" kavuşmak anlamına gelecektir.

-------------------------------------------------------------------------------------------

 

YAZARIN ÖZGEÇMİŞİ

Ankara Üniversitesi İlahiyat Doktoru olan Namık Kemal Okumuş 1965 yılında Çayeli Sefali köyünde dünyaya gelmiştir. İlk, orta ve lise tahsilini burada yaptıktan sonra yüksek tahsilini Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden 1990'da mezun olarak bitirmiştir. Aynı Fakültenin master programını da 1993 yılında bitirdi. Doktorasını da aynı yerden kelam konusunda yaparak vermiştir. Dr. Namık Kemal Okumuş, halen Ankara'da Fatih Sultan Mehmet Lisesi'nde öğretmenlik yapmaktadır. Çeşitli sportif, kültürel faaliyetlere aktif katılımcı olarak iştirak etmektedir. Evli ve bir çocuk babasıdır.
 

 

Çayeli Örneğinde Karadeniz İnsanın Karakteristik Özellikleri - Namık Kemal Okumuş - Rize - Sefali Köyü İnternet Sayfaları



Sefali (c) 2006-2010
Site Kurucusu : Özcan BEYAZ ozcanbeyaz@hotmail.com
Site Editörü : Hakan BEYAZ
Yazılım Geliştirme : Nurettin TOPAL www.nurettintopal.com