Makaleler  
Demokratik Açılım Rize Çayında
Demokratik Açılım Rize’den Çay Kanunu Taslağı İle Başlatıldı

Pişmanlık ve Yaşam
Karşı konulmaz kaçışın son bulduğunda, yüzündeki ürkek bakışın bir anlamı olmalıydı.

Liderin Özellikleri
Lider, herhangi bir toplumun,bir grubun,bir sivil toplum kuruluşunun,bir siyasi kurumun,bir cemaatin,bir fikir hareketinin,bir tasavvuf hareketinin,bir ülkenin bir gençlik hareketinin,bir şirketin vs önderidir.

Başarmak İsteyenlerin Önünü Asla Kesmem..
Sayın Çaydef Başkanı Yılmaz Hüsrev'in Çayeli Derneği kongresi sonucu oluşan atmosferde kendisine yönelik eleştirilere çayhaber'de yazdığı yazıyı ekndisinin affına sığınarak yayınlıyoruz..

Çay Kanunu Tasarısı Hakkındaki Düşünceler
Rizeli olsun olmasın konuya ilgi duyan herkesin büyük bir ittifakla üzerinde durduğu en önemli husus çayın yöre insanı için anlamı ve vazgeçilmezliğidir. Bu önemli göstergeyi bugüne kadar TBMM tarafından çıkarılan çaya ilişkin on iki adet Kanun açıkça ort

LÜGAT BİR İSİM VER HALİMDEN!.....
Yazıya başlarken, keyfim yok yazmak istemiyorum demiştim… ama gördünüz işte size karşı sorumluluğumu yerine getirmek için yalan da olsa bir şeyler karalamışım. Bu yazımı da “ denize atılmış bir yazı “ olarak kabul etmenizi istirham ediyorum…

MİLLİYETÇİLİK
Milliyetçilik ve ırkçılığın bir takım çevreler tarafından birbirine karıştırılmaya çalışıldığı günümüzde, milliyetçilik üzerinde oynanan oyunlarla, saf “Türk Milliyetçiliği” anlayışımız lekelenmeye çalışılmakta.

HASRET
Hasretin kol gezdiği zamanlardır, gurbetin yaşandığı diyarlarda. Mesafe değil, yürektir önemli olan, çünkü biliriz ki bazen en yakınımızdakine bile özlem duyarız…

Karadenizde Türkü Kültürü
Karadeniz türkülerinde tatlı bir anlam yoğunluğu var. Her yöremizde olduğu gibi, Karadeniz bölgemizde de insanlarımız sıcak ve samimidir. Karadeniz kültürü sadece kemençeden oluşmamaktadır.

Çayeli Örneğinde Karadeniz İnsanın Karakteristik Özellikleri - Namık Kemal Okumuş
Karadeniz insanının manevi değerlerinin bir panoramasını çıkarmak öncelikle Türk toplumundaki yükselen değerleri tespit ve temsil etmesi bakımından son derece keyifli bir çalışmadır.

Çayeli'nde Kadın Olmak... ya da Çayeli'nde Kadın Kalmak - Namık Kemal Okumuş
Yeryüzünün en değerli varlığı olan insanın, kadın-erkek ayırımına tutularak, bir kesiminin değerlendirilmesi ne kadar da üzücü. Ataerkil toplumların pederşâhî geleneklerinden süzülüp gelen ayrımcılık, fiziksel yapıdaki belirgin üstünlükle de birbirlerince

ÖZEL HASTANELERE KİMLER PARA VERMEMELİDİR?
Buradan; öncelikle kanser hastalarını uyarıyorum:

Rize İl temsilcisi Ecz. Onur Beyaz
18.Bölge Trabzon Eczacılar odası Rize İl temsilcisi Ecz. Onur Beyaz ile eczacıların sorunlarını masaya yatırdık.

Gençlik Nereye Gidiyor - Fatih İslam KARAOĞLU
'' Gençlik Nereye Gidiyor '' ... Ankara Çayelililer Derneği Başkanı Fatih İslam Karaoğlu'nun kaleme aldığı bu önemli konuyu sizlerle paylaşıyoruz...

Yeni Yüzüyle Çayeli Devlet Hastanesi - CEVRİYE KİBAR
Çayeli Devlet Hastanesi Başhekimi Doktor Yahya Kesici hastane üzerine konuştuk. Hastaneye başhekim olduktan sonra kolları sıvayan Kesici, birçok yeniliğe imza atmış. İşte Başhekim Kesici’nin ağzından Devlet Hastanesi’nin son durumu…

Bayram BAKIR - çayeli milli eğitim müd. - cevriye kibar
Çayeli Milli Eğitim Müdürü Bayram Bakır, ilçedeki eğitim durumunu değerlendirdi. İlköğretim ve Ortaöğretim’de kazanılan başarıları anlatan Bakır, başta kitap okuma projesi olmak üzere birçok çalışmayı dergimizle paylaştı.

RİZELİ DEMEK KAFİ… - ABDURRAHMAN AKIN
Rizeli demek kâfi … Evet , Sultanahmet tevfikhanesinde büyük kapıya bakardı. Asla hatır , gönül dinlemezdi. Haddine mi düşmüş kimsenin , ona bahşiş kabul ettirebilmek ? … ( Cinnet Mustatili NFK )

Türkiye ve İhracat - Fatin Rüştü Karakaş
Türkiye son yıllarda yaşadığı birçok ekonomik zorluğa rağmen ihracat konusundaki hızlı yükselişine devam etmektedir. İhracatın sağlıklı ve sürdürülebilir büyümenin en önemli

BÜYÜK OYUN - Dr.Namık Kemal OKUMUŞ
Şiddetin Dili ve Dilin Şiddeti

Kalp ve Hafıza Dostu:"Ginsa" - Yasemin KASIRGA
biloba" ağacının yaprak özlerinden yeni bir ürün geliştirildi.

RİZE'Yİ YIKMAKTI HAYALİM - ÖMER LÜTFÜ METE
SN METENIN HASTLANMADAN ÖNCE RİZEM DERGİSİ İÇİN VERDĞİ YAZIDIR

Çay Türkiye'de kendi kendine yeterli değildir - Dilek ASLAN
Rize Ziraat Odası Başkanı Nevzat Paliç’ le geçtiğimiz günlerde odalarınca bir milyon 100 YTL olarak açıklanan çay fiyatını, kaçak çayı, değerlendirdik.

Davut Erez'le Çayeli Eğitim Tarihine Yolculuk - Fatih Sultan KAR
Yaşamda geri dönüşü olmayan o kadar çok şey var ki… An gelir; özlediğimiz insanlar ve olaylar bir film şeridi gibi geçer gözlerimizin önünden. Otuz yedi yıllık eğitimci Davut Erez de Çayelililer için böyle bir isimdir.

ÇAYELİ'NDE SAVAŞ VE KITLIK YILLARI - Ali Rıza SAKLI
Osmanlı'nın son dönemlerine doğru, Devletin gücünün azalmasından kaynaklanan sıkıntılar Doğu Karadeniz'e de şüphesiz yansımıştır. Ancak, özellikle 20.yüzyılın başından itibaren ortaya çıkan çeşitli savaş ve kıtlık dönemleri

Kumbi Tepesi - Gökhan KASARCI
Alışılmışlığın dışında bir güneş ve her zamanki toprak kokusu... En güzeli de, toprağımın kokusu...

Rize Hemşin Yöresi Osmanlı Mezar Taşları ve Kitabeleri - Veysel ATACAN
Bugünkü Coğrafyamızda Hemşin ve Çamlıhemşin olarak yer alan ilçeler 1946'dan öncesinde Hemşin olarak anılır, Ardeşen, Fındıklı, Çayeli, Pazar ve İkizdere'nin yüksek köylerinde Hemşin'e bağlı yerleşim yeriydiler.

Bir Başkadır Benim Memleketim - Özgül YANAR
Ağustos ayına girdik işte! Sıcaklıklar hala devam ediyor. Yorgunluklarımızı bir kenara bırakmak için elimize geçen tüm fırsatları değerlendiriyoruz. Yeni bir çalışma temposuna ayak uydurmak için güç toplamamız gerekli diyerekten atıyoruz kendimizi ülkemin

Dedeniz Eşkiya Çıkabilir(I) - Muhammet SAFİ
Sülale Katkılı Yerel Tarih: 853 Yılı Rize Eşkiyaları (I)

ÖRNEK ŞAHSİYET AHMET TEVFİK İLERİ - Fatih Sultan KAR
Türk siyasetinin güleç yüzlü, berrak hitabetli, bilgili ve dirayetli siması Tevfik İleri’nin bilinmeyen yönleri.

ÇAYELİ'NDEN ÖTEYE - Hüseyin Avni ÇAKMAK
Çayeli…..Hep es geçilip ötesine gidilen şehir…Bu yüzden hep gözlerinde bir çocuk ağlar..

Çay Türkiye'de kendi kendine yeterli değildir - Dilek ASLAN

Kaçak çay önlendiği zaman çayın altın olacağını söyleyen Paliç, “ Çay Türkiye’de kendi kendine yeterli değildir. 2006 yılında 40–50 bin ton kaçak çay girmiştir. Ama şuna inanıyorum. 2002 yılından 2005 yılına kadar ülkemize kaçak çay girmediğini gözetlemişiz. O zaman Irak savaşı dolayısıyla orası kontrol altındaydı. Girmedi. Şu anda yine askerimiz hudutta olduğu için 2007 yılında 2006 yılı kadar girmemiştir. Demek ki hemen hemen kaynak bellidir” dedi.

Çay fiyatını birkaç gün önce bir milyon yüz YTL olarak açıkladınız, bu rakamı hangi kriterlere göre belirlediniz?

“2008 yılı yaş çay taban fiyatının belirlenmesi görevi birlikten bize tebliğ edildi. “Araştırın birliğimize bildirin” diye. Bizde bu görevimizi Ordu’dan Sarp’a kadar çay yetiştiren 4–5 vilayette dahil yapıyoruz. Bu beş vilayette bütün sivil toplum örgütleri Ziraat odaları, borsalar, esnaf odaları, sendikalar, kooperatifler hepsinden görüş almak suretiyle, 9 Nisanda Ziraat Odası meclisinde değerlendirilmesi yapıldı. Ortalama şekli bulunarak 110 kuruş olarak 2008 yılı yaş çay taban fiyatı belirlendi. Bizde bu fiyatı kamuoyuna duyurduk”

Bu fiyat çay üreticileri tarafından nasıl karşılandı?

“Bunu duyan bütün çay üreticilerimiz bizlere bu fiyatın yeterli olmadığını, en az 150 kuruş olması gerektiğini bizlere söylüyorlar. Birçok parti yöneticileri taraflı oalrak fazla gibi göstermeye çalışıyorlar. Fakat birçok AK Partili arkadaşımız, yani her on taneden 9 arkadaşımız da yeterli olmadığını söylüyorlar. 2007 de 450 YTL olan gübrenin tonu, 2008 de 850 YTL. 2007 de 35 YTL olan unun çuvalı 2008 de 65 YTL. Zeytinyağında yüzde yüzeli artış oldu. Ekmeğin kilosu 2,5 YTL oldu. Pirinç yüzde yüzün üzerinde oldu. Bizim aldığımız bütün gıda maddelerin en düşüğü yüzde 80 oranında zam oldu. Fakat Türkiye’deki ekonomik şartları göz önünde bulundurarak yine sivil toplum örgütleri olarak çok iyimser davranarak bu fiyatı istedik. Bunda çok iyimser davrandığımızı söyleyebilirim. Hatta sayın başbakanımız Rize’ye geldiğinde bizim verdiğimiz fiyatın üzerinde fiyat vererek bizleri mahcup etmesini bekliyoruz. Onun için böyle bir talebimiz var. Bu gün gerçekten çay üreticisi öyle bir noktaya gelmiştir ki, ÇAYKUR’un sayesinde çalığa girecektir. ÇAYKUR’ da olmazsa hiç kimse çay toplamaz, çay tamamen ortadan kalkardı. Zaten tek geçim kaynağımız çaydır. Çay bu gün ülkemizde zaten yeterli değildir. Kendi ürettiğimiz çayı kendimiz içiyoruz. Fakat şunu bilsinler ki, bu günkü durumda tek ÇAYKUR’ dan dolayı bu andaki yönetimiyle, uygulamalarıyla vatandaşlarımız tarafından takdir gördüğü için çayın parası az da olsa ÇAYKUR’ dan parasını alıyor. ÇAYKUR üreticinin parasını Zamanında ödüyor”

Siz birçok sivil toplum örgütünden fiyat istediniz. Çayla içli dışlı olan, bütün gelirini çay üreticisinden karşılayan bir sivil toplum örgütü fiyat vermedi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

“Rize Ticaret Borsasının haricinde Bize Ordu’dan Sarp’ a kadar, bütün kurum kuruluşların hepsi cevap verdi. O böyle zamanlarda çayla ilgilenmez. İlgilenmemesi gerektiğinde ilgileniyor. Üreticiden aidat kesiyor. Üretici oranın üyesi değil ve orada hiçbir temsilcisi yoktur. Seçme seçilme hakkı yoktur. Onlar geçen yıl 9 defa toplantı yaptıklarını söylüyorlar. O toplantılarda ÇAYKUR yoktur, Ziraat Odaları yoktur, sendikalar yoktur, kooperatifler yoktur. 200 ye yakın özel sektöründe kendi yandaşlarından olanlar oradadır diğerleri yoktur”

ÇAYKUR Genel Müdürü Sayın Ekrem Yüce’nin ve ÇAYKUR’un çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?

“Çaykur Genel Müdürlüğünü başarılı buluyoruz. Çay İşletmeleri çay sektörünün lokomotifidir. Geçmişte olduğu gibi bazı aksaklıkları vardı. Genel Müdürümüz Sayın Ekrem Yüce’nin başarılı çalışmalarından son derece memnunuz. Ama daha da ileriye gitmesini talep ediyoruz. Çaykur’un zaafa düştüğü tek nokta özel sektörden ileri geliyor. Çaykur’un çay işlemesinin iki katı özel sektörde var.2005 senesinde yüzde 51 çaykur yaş çay alırken, yüzde 49 özel sektör aldı. 2006 da Çaykur yüzde 65 alırken, özel sektör yüzde 35 aldı. 2007 de özel sektörün daha da düştüğünü görüyoruz. Özel sektörün elinde bulunan o stok ve dışarıdan gelen kaçak çay dolayısıyla özel sektör çay almaktan vazgeçti. Bundan dolayı vatandaşımız hem parasını alabilme açısından, hem güvenilir açısından sadece Çaykur’a güvenerek çayını vermeye teşebbüs ediyor ondan dolayı da ÇAYKUR’’da izdihamlar oluşuyor. Ondan dolayı da Çaykur günlük kontenjanını uygulamak zorunda kalıyor. Vatandaşımız bu yüzden eziyet çekiyor, mağdur oluyor. Özel sektör fabrikaları mutlaka vatandaşa yönelecek, çay almaya koşacak. Çay üreticisine güven verecek. Üretici, çay paramı alabilecek miyim, ne zaman alacağım diye düşünmeyecek Çaykur’a da o kadar yük kalmayacak. Çay gerçek değerini bulacaktır. Allah izin verirde ülkemize 2008 de kaçak çay girmese o zamanlara kadar oluşan bu fazlalık eriyecek. 2008 de Yine bütün stokları bitmiş olacaktır. Zaten Çaykur ile vatandaşın arasında fazla bir sorun yoktur”

ÇAYKUR’un özelleşmesine nasıl bakıyorsunuz?

“ÇAYKUR’a dokunulmasın diyoruz. Her platformda, yüzde 99 u ÇAYKUR’ dan memnun. Kimsenin ne işçisine ne memuruna yani ÇAYKUR’a dokunmasını istemiyoruz. Biz Ziraat odaları ve üretici temsilcileri olarak talebimiz budur. Onun için ÇAYKUR’un yanındayız ve ÇAYKUR’un daha iyi şartlarda devam etmesini istiyoruz. ÇAYKUR he yıl iyiye doğru gidiyor. 2007 de 658 bin ton yaş çay almıştı. Bunun karşılığında kuru çay satıyor. ÇAYKUR’un elinde stokta kalmayacaktır. Aldığı çayı da satıyor. Bu günkü bu duruma bizleri düşünen özel sektöründe bu duruma düşmesine sebep olan yine kaçak çaydır. Kendi içerisinden 200 firma çay işlediyse 15–20 tanesi kötü niyetli olmuştur.”

Kaçak çayı önlemenin yöntemi yok mu?

Rize Haber“Kaçak çay önlendiği zaman çay altın olur. Çay Türkiye’de kendi kendine yeterli değildir. 2006 yılında 40–50 bin ton kaçak çay girmiştir. Ama şuna inanıyorum. 2002 yılından 2005 yılına kadar ülkemize kaçak çay girmediğini gözetlemişiz. O zaman Irak savaşı dolayısıyla orası kontrol altındaydı. Girmedi. Şu anda yine askerimiz hudutta olduğu için 2007 yılında 2006 yılı kadar girmemiştir. Demek ki hemen hemen kaynak bellidir. Askerimiz sınırda olduğu zaman kolay girmiyor nedense ondan sonra giriyor. Ben 2006 yılının başlarında tüm platformlarda “kaçak çay geliyor” diye feryat ederken, bize hiç kimse sormadı nedir, nasıl geliyor diye. Bizim bunu tutup yakalamamız mümkün değil, jandarmamız, polisimiz bizim yok. Devletin elinde olan bir şey. Biz ancak duyum olarak alıyoruz. Bunlar Türkiye’de gizli kapaklı satılmadı ki.40 bin ton çay iki bin tır dolusu çay yapar. Bu kadar çayı gizleyerek satmaları mümkün değil. 2 bin tır dolusu çayı görmedim dersen bakmadın görmedin. Görmek istemedin. Ben canlı yayınlarda “bunları yakalardım “deyince vatandaş sordu “nasıl yakalarsın” Özel sektör 4 YTL’ye kilosunu mal ederken, 2YTL’ ye şurada açık çay satılıyor ise o çayı alır bir tahlil eder. Ben olsam ne çayı olduğunu bakardım. Hijyenik mi değil mi, nerden geldi, nasıl geldi. Ama bunları arayan soran, tahlil eden olmadı. Aradan bir, 1,5 yıl geçtikten sonra yok şurada 3 ton, 5 ton çay yakalandı gibi duyumlar alıyoruz. İddia ediyorum. Ülkemizde göz yumulmadıktan sonra hiçbir zaman kaçak çayın girmesi olanaksızdır. Çünkü bunun hacmi geniştir. Ülkemizi başta, sonra bölgemizi bilhassa Rize bölgesini mahveden kaçak çaydır. Biz resmi yazı yazarak ihtisas gümrüğünden ne kadar çay ithal edildiğini, kimlerin ithal etiğine dair yazı istedik. Ama bize sır olduğun u veremeyeceklerini söylediler. Bu sırsa bunu biz kimden öğreneceğiz. Biz resmi bir kurum olarak böyle bir bilgi elde edemiyorsak nasıl o önlemleri alacağız. Biz duyum olarak almışız ama resmi belgemiz olmadığı için isim veremiyoruz. Şu anda bize yüzde otuz yaş çayını zoraki geri veren özel sektörümüz , “işletmenin depolarında çay vardır. Sana para veremem “ diyen. Eğer o özel sektörümüz çay ithal edip te yüzde yüz 45 gümrük vererek, peşin para çay ithal etmişse, üreticisi nede böyle diyorsa bizm bunları bilme hakkımız değil mi. Bu doğruları söylediğin zamanda muhalefet etmek mi oluyor. Biz kimsenin ne muhalefetiyiz, nede yandaşıyız. Benim taleplerim hep iktidardan olur. ”

Rize’de ne kadar kivi üretimi yapılıyor. Vatandaş çaya ek ürün olarak kiviye yeterli desteği gösterdi mi?

“Bölgemizde çok kaliteli kivi yetişmektedir. Bu kalitemizi bozmayacağız, daha da kaliteye önem vereceğiz. 2006 yılında 4 bin ton civarında kivi üretimi bölgemizde gerçekleşti.2006 yılında çok kaliteli kivi ürettik. 2007 yılında beş bin ton civarında bir kivi üretimi yapılmış olup , 2008 yılında bu miktar dahada arttı. Burada 50 bin tonluk bir kapasite var. Şu anda beş bin ton civarında. Bunu on kat arttırma imkânımız var. Böyle bir artış yapabilmek için kivi üretimine devletin bir desteği ve teşviki olması gerekir. Kivinin yüzde 90 ı 80 gramın üzerinde oldu. Bu sene de yine çok kaliteli kivi bekliyoruz. Dalında oluşan kivileri gözetliyoruz. Yine tahminen 4,500 ve 5 bine yakın kivi üreteceğiz. Kivinin hasat zamanı bu bölgede 20–25 Kasım dadır. Kivinin şekerleme oranı 6,5 un üzerine çıkması gerekiyor. Bazı vatandaşlarımız burada endişeye kapılıyor. “ Ben satamam, elimde kalır” gibi. Hâlbuki pazarlamada hiçbir sorunumuz yok. Burada sorunumuz olan tek şey yeterli depomuzun olmayışı. Birde özel İdarenin kivi, için yapılmış soğuk hava deposu kivi için kullanılmış. Fakat bu güne kadar şartnamelerinde kivi koymak şartı vardı. İhalede o şartlar kaldırılmış bir balıkçı kiralamış. Eğer bu depoya balık konduğu zaman daha geri dönüşü olmayacak. Bizde bunu yetkililerimize, Sayın Valimize sözlü olarak duyurduk. Bu depoya balık koyulduğu zaman daha kesinlikle kullanamayacağımızı ve oradaki tesisat çok pahalı bir tesisat. Bundan beş yıl önce 1 trilyon 750 Milyar harcanarak yapılmış bir depo. Yeri belediye tarafından hibe edilmiş. Ama balıkçı deposu normal şoklama deposudur. Kivi deposunu yapmak çok zor ve meşakkatli olduğundan olan depoları da elden çıkartmamamız gerekir. Bizim bu bölgede kiviye devlet desteği şart. Çünkü kivi ilk ürünümüzdür. Bu bölgemizde çok kaliteli yetişmektedir. Ülkemizin tüketimi her sene artmaktadır. Türkiye’deki üretim on bin ton civarındadır. Hem bu bölgedeki kapasitemizin 50 bin ton civarında olması, hem de ülkemizin ilerde 100 bin ton tüketimi aşacağına inanıyorum”
Çay Türkiye'de kendi kendine yeterli değildir - Dilek ASLAN - Rize - Sefali Köyü İnternet Sayfaları



Sefali (c) 2006-2012
Site Kurucusu : Özcan BEYAZ ozcanbeyaz@hotmail.com
Site Editörü : Hakan BEYAZ
Yazılım Geliştirme : Nurettin TOPAL www.nurettintopal.com