Bir Başkadır Benim Memleketim - Özgül YANAR
Bir Başkadır Benim Memleketim Ağustos ayına girdik işte! Sıcaklıklar hala devam ediyor. Yorgunluklarımızı bir kenara bırakmak için elimize geçen tüm fırsatları değerlendiriyoruz. Yeni bir çalışma temposuna ayak uydurmak için güç toplamamız gerekli diyerekten atıyoruz kendimizi ülkemin güzel topraklarına ... Tatil yapmak, bedeni dinlendirmek, kafayı rahatlatmak için kullanılsa da, bunun yanında bize kazandırdığı kültürel, sosyal ve toplumsal olguları unutmamak gerek. Bulunduğumuz çevreden farklı yerlere gitmek, yeni kapılar açmak güzel bir duygu. Seçimlerin Temmuz ayında yapılması bir çok tatilcinin planlarını etkilemiş olsa da, seçim sonrası otobüs terminalleri, havaalanları, yatlar yoğun bir temponun içine girdi.Yıllardan beri Turizmin, bacasız sanayi diye tabir ettiğimiz sektörü tam kapasite, gülen yüzlerle sezona devam ediyor.Hava sıcaklıkları mevsim normallerinde devam ederken, denizin tadını çıkartmak için en güzel zamanlar.. Seçim sonrası Ankara’da yaşanan sıcak saatler, havalardan da nasibini alıyor.40 derece kadar ulaşan sıcaklar Ankaralıları etkiliyor.Nefes almak çok güçleşiyor.İyi ki Metro var şehirde ve kısa zamanlarda istenilen noktaya ulaşabiliyor insanlar.Ankara kışın daha kalabalık oluyor.Yazları ise kısmen terkedilmiş gibi.Ya da insanlar sıcaktan dışarı çıkmak istemiyor.Mağazalarda indirim zamanı ve yüzde elli, yüzde yetmişlere varan indirimler var.Güneşe inat mağazaları gezmekten insan kendini alı koyamıyor.. Terminallerde insan kalabalığı.. Herkes bir yerlere gidiyor. Koşuşturuyorlar. Satıcılar halinden memnun.Bende elimde küçük bir valiz Ankara’dan ayrılıyorum.Ulaşmak istediğimiz yer Antalya, Manavgat, Side.. Otobüs hareket ediyor. Konya üzerinden bir iki mola vererek, yedi buçuk saatte cennet şehre ulaşıyorum. Fazla zamanım yok. En iyi şekilde gözlemlerimi yapmak, tanımlamak istiyorum. Gözlerimi kocaman açıyorum. Hiçbir kareyi kaçırmamam gerektiğine inanarak. Motosiklete biniyoruz ve şehrin sokaklarında süzülüyoruz. Side’nin tarihine bir bakarsak şöyle yazıyor: Antalya - Manavgat karayolunda, Manavgat'a 2 km. kala güneye dönülerek Side'ye ulaşılır. Side'nin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Side adı Anadolu dilinde "Nar" anlamına gelmektedir. Bu özellik ve bölgede bulunan bazı yazıtlardan elde edilen bilgiler, Side tarihinin Hitit'lere kadar uzandığını göstermektedir. Kent bir yarımada üzerine kurulmuştur. Kara ve deniz surları ile korunan Side, Helen ve Roma devirlerini yaşamıştır. Surları ve giriş kapısı dikkati en önce çeken yapılarıdır. Toros Dağları'nın eteklerinden ve çevreden kente su getiren çok sayıda suyolu kalıntısı görülür. Eski bir hamam restore edilerek müze haline getirilmiştir. Bu müzede Side'de bulunan eserler sergilenmektedir. Side'nin en önemli yapısı 15.000 izleyici alabilen tiyatrosudur. Roma eseri olan tiyatronun bölgedeki diğer antik tiyatrolardan farkı, oturma yerlerinin eğimli bir arazi üzerine kurulmamış olmasıdır. Tiyatro iki katlı ve 20 m. yükseklikte kemerli bir yapı üzerine oturtulmuştur. Orkestra ve sahne kısımları yıkıntı halindedir. Tiyatronun altında yağmur sularının aktığı kanallar vardır. Sütunlu Yol, Zafer Takı, Liman, Hamamlar, Tapınaklar, Çeşmeler, Su Sarnıçları, Su Yolları ve Agora gibi yapılarıyla gezilip görülmeye değer bir yerdir Side. Her şehrin kendine göre güzellikleri var. Üniversitede aldığım Batı Sanat Tarihi bilgilerimi gezip gördüğüm bu yerlerle harmanlamaya çalışıyorum. Bu tarihi dokuların, yapıların, kitaplardan çıkıp onları çıplak gözle görmek beni fazlasıyla heyecanlandırdı. Tatil yapmaya devam ediyorum. Deniz, kum çok güzel. Ben arta kalan zamanımı teknede geçirdim. Karadenizli gençler bu sahillerde kaptanlık yapıyor, gelen turistleri gökyüzünde uçuruyorlar. Kuzenimle birlikte tekneyle açılıyoruz. Turistler daha çok Almanya’dan ve Rusya’dan geliyordu. Çünkü gün boyunca tekneye gelen turistlerin lisanı bu dildeydi. Burada çalışanlar birden fazla dil bilmek zorundaydı ve bunu da çok güzel başarıyorlardı.Denize açılmışken deniz paraşütü yapmadan olmazdı.Önce uçan turistleri izledim.Kuzenim kararlıydı beni uçurma konusunda.Tamam dedim Karadenizli Kaptanım şimdi uçmaya hazırım deyip heyecanımı ve korkumu bir kenara bıraktım.Yanımda bir Alman turist vardı.Oda benim kadar korkuyordu ve onunda benim gibi ilk uçuşu oluyordu.Almanca diliyle değil ama korkulu gözlerle birbirimize çok şey anlattık.Ve ip yavaş yavaş uzamaya başladı.Ayaklarımız tekneden ayrıldı ve havaya doğru yükselmeye başladık.Çevrede paraşütle uçan başka insanlarda vardı.Tekne hızlandı ve biz daha çok yukarıya doğru çıktık.Kendime inanamıyordum.Ama Manavgat Side ayaklarımın altındaydı.Bende bulutlara yaklaşmıştım.Denizden üçyüz metre yukarda olmak hem de salıncakta sallanır gibi durmak benim harcım değildi ama, dönüşümde yoktu.Bir süre uçtuktan sonra ip yavaş yavaş çekilmeye başlandı.Güzel bir iniş yaptık tekneye ve hemen diğer turistler yerini aldı.Ardından denizde yolculuğumuz devam ediyor.Bu sefer Side koylarında tekne turu atıyoruz.Yelkenliler geçiyor etrafımızda.Ben dümeni döndürüyorum.Karadenizli olupta Kaptanlık yapmamak olmazdı.Kuzenimden görevi bir süreliğine devralıyorum.Kıyadan tarihi dokulara bakıyoruz.Sidenin ünlü tapınağının önünden geçiyoruz.Apolla Tapınağı.Sanırım Apollo’ya ithaf edilmiş olmalıdır. Apollo Tapınağı’nın restorasyon çalışmaları devam etmektedir Bir sürü fotoğraf karesi yakaladıktan sonra bu koylarda yer alan Caretta Carettaları görüyoruz. Rehber bağırıyor -da da aaaaaa! Herkes teknenin bir ucuna toplanıyor. Kaplumbağalar kafasını sudan bir çıkartıp bir batırıyor. Peki, bu Caretta Carettaların özelliği neydi. Yine bazı bilgilere ulaşıyoruz: Caretta caretta (Sini Kaplumbağası), Atlantik, Pasifik ve Hint Okyanusu’nun ılıman ve subtropikal sularındaki estuarin, lagün, koy ve denizlerin kıyıya yakın kesimlerinde dağılım gösterir. C.C.’lar Atlantik Okyanusu’nda Arjantin’den Nova Scotia’ya kadar bulunur. Kuzey Amerika’daki en büyük popülâsyonu Kuzey Carolina’dan Florida kıyılarına kadar olan adalarda bulunur. Bu C.C.’ler kışları Bahama Adaları’na göç ederler. Kuzey Amerika’daki diğer küçük popülâsyonlar ise Texas kıyılarında bulunur. C.C.’ların en büyük yuvalama alanları Umman’ın Masirah Adası’dır. Akdeniz’deki önemli yuvalama alanları Yunanistan ve Türkiye sahillerindedir. Bunlara oranla çok daha düşük ancak önemli bir popülâsyona ise Kıbrıs’ta rastlanmaktadır. Tunus’ta yuvalama çok nadir, İsrail’de ise daha da azdır. Zaman zaman Campedusa (İtalya), Sicilya ve hatta Sardunya’da da yuvalama olmaktadır. Mısır ve Libya için ise veriler yetersizdir. Türkiye’de ki yuvalama alanları; Ekincik, Dalyan, Dalaman, Fethiye, Patara, Kumluca, Belek, Kızılot, Demirtaş, Gazipaşa, Anamur ve Göksu Deltası’dır. Türkiye’de özel koruma altına alınmışlardır. Karadenizli Kaptanlar, turistlere bu tur imkânları sağlarken, denizcilik bizim işimiz diye gurur duyuyorum. Akdeniz’in tuzlu oluşu, Karadeniz’e göre farklı olsa da denizi yaşamak çok güzel bir şeydi. Kıyadan ayrılıyoruz.Antalya merkeze doğru yol alıyoruz.Güneş bir taraftan ısıtıyor hatta yakıyor diyelim.Antalya otogarındayım.Lara’ya doğru otobüse biniyorum.Akşam saati bir şehir turu hiç fena olmadı.Şoför sıcaktan bunalmış terini silerken muhabbet ediyoruz.Karadeniz’den geliyorum dediğimde insan cennet gibi yeri bırakıp, cehenneme gelir mi dedi.Çünkü bir noktadan sonra nefes alamıyordu insan.. Şehrin planı çok güzeldi. Yapılara bakıyordum. Estetik değerler vardı.Tarihi dokular bu şehrin ne kadar vazgeçilmez olduğunu anlatıyordu. Ve tatil bitmişti.Bir buçuk saat sonra memlekete ulaşmıştım.İşler birikmiş beni bekliyordu.Geldim ya Karadeniz’e yine de memleketim gibisi yok dedim.Bir rüzgar estirdi ardından.Deniz dalga dalga..Yeşili daha parlak...Yaptığım gezi çalışmalarına eklediğim satırlar dosyamda birikirken, çalışmaya devam ediyoruz.. Ayten Alman’ın bir şarkısı vardı. Satırlarımı bu şarkı sözleriyle bitirmek istiyorum. Havasına suyuna taşına toprağına Bin can feda bir tek dostuma Her köşesi cennetim ezilir yanar içim Bir başkadır benim memleketim Anadolum bir yanda yiğit yaşar koynunda Aşıklar destan yazar dağlarda Kuzusuna kurduna Yunus'una Emrah'a Bütün alem kurban benim yurduma Mecnun'a Leyla'sına erişilmez sırrına Sen dost ararsan koş Mevlana'ya Yeniden doğdum dersin derya olur gidersin Bir başkadır benim memleketim Gözü pek yanık bağrı türkü söyler çobanı Zengin fakir hepsi de sevdalı Ben gönlümü eylerim gerisi Allah kerim Bir başkadır benim memleketim .... Özgül YANAR
Bir Başkadır Benim Memleketim - Özgül YANAR - Rize - Sefali Köyü İnternet Sayfaları
|