|
JaCKaL
|
 |
« Yanıtla #1 : Ekim 28, 2008, 11:49:46 pm » |
|
Hemşinliler ve Ermenistan’ın Başkenti Erivan’ da düzenlenen bir konferans hakkında
Sayın Hemşinli Adnan kardeş!
Karalahana com sitesinde Ermenistan’ın Başkenti Erivan’ da düzenlenen bir konferansa; Hacettepe Üniversitesinde görevli antropolog Erhan Gürsel ile, müzik çalışmaları yapan Ayşegül Kolivar’la birlikte katıldığınız haber yazısını okudum.Konferansta konuşulanları ve uğurlanma anında, konferans konuşmacılarından olan Nivard Koçhar’ın size söylediği sözler Ermeni tercüman tarafından ağır bulunarak tercüme edilmediğini ve bu konferansla ilgili görüşlerinizi samimi bir anlayışla anlatmaya çalışmışsınız.
Tercüme edilmeyen bu sözlere aşağıda değineceğim.Ancak yazınızın sonlarına doğru,Ermenistan’daki ikinci konserin, Komitas Müzik Salonunda verileceğinden bahsederek Komitas’ın kim olduğunu açıklamışsınız: Osmanlıda otuz yıl boyunca Türkçe konuştuğunu ve aslını öğrendikten sonra üç yıl içinde Ermenice öğrendiğini ve ikinci konser verilecek salonun onun adına yapıldığını belirtiyorsunuz.
Ancak verdiğiniz bu son bilgi, belli ki Ermeni kaynaklarca anlatılmış olmalıdır. Ermenilerin verdikleri bilgiler, bilimsel çalışmalar adı altında da olsa hep böyle siyasidir, yanıltıcıdır.Müphem ve muğlak olması nedeniyle verdiğiniz bu son not, ne Ermeni ne de Hemşen tarihini aydınlatacak nitelikte bir haber değil.Üstelik kendilerinin ne olduğuna karar veren insanların,böyle bir hakları olduğunu da onaylamak gerekiyor. Çünkü insanlar, kendi kimliklerini yine kendileri tanımlayabilirler.Yukarda verdiğiniz Komitas örneğinin başka yönleri de var: Yani İnsanlar, kendi dillerinin dışında yabancı bir dil de öğrenebilirler.Ayrıca Türkiye’de, kendi vatanlarında olduklarını bilerek, bir Türk vatandaşı gibi binlerce yıllardan beri hem Ermenice hem Türkçe ve hem de daha başka dilleri konuşarak yaşayan ve ülkesini seven etnik topluluklarımız da bulunmaktadır.İnsanların ne olduklarına bakmamak gerekir.Ama her zaman Ülkesinde mutlu olup olmadıklarını izlememiz gerekiyor.
Yine haber yazınızda Nivard Koçhar’ın konferans konuşmaları dışında yapılan bütün kouşmaların ve çalışmaların, bilimsel verilere dayandığını söylemektesiniz.Öncelikle etnik köken konusunda tarihe dayalı bilgi sahibi olmak ve bilimselliği ona göre değerlendirmek gerekiyor.Kendi değerlendirmelerimizi bir tarafa bırakarak, konferans çalışmalarının bilimselliğine ve bilimsellik koşullarına bir göz atalım. Bu konferansta bilimsellik ne olmalıydı?
a) Doğru tarihi kaynakları ele alarak onun dışına çıkmamak ve gerçek bilim adamlarına saygılı olmak.
b) Var olan doğru ama yetersiz kaynakları çarpıtmadan ve değiştirmeden söylemek olgunluğunda olmak.
c) Milliyetçi ve kafatasçı bir anlayışla konulara yaklaşmamak.
d) Ermeni ve Hemşenlilerin dil etimolojilerinden hareket ederek sonuca varmak.
e) Milliyetçiliği ve kafatasçılığı, devlet politikaları haline dönüştürmemek.
f) Folklor, inançlar, deyimler, Ata sözleri ve geleneklere de itibar etmek.
Şimdi Ermenistan’da yapılan bu konferansı, yukarıdaki beş ana ilke doğrultusunda incelemeye tabi tutalım ve hemen söyleyelim ki, bu konferansın, Ermenistan Ulusal Bilimler Akademisi tarafından düzenlenmesi, konferansı, bilimsel bir toplantıya dönüştürmeye yetmiyor. Üstelik evrensel boyutlardaki bilimselliğe ve bilim adamlığına açıkça saldırıda bulunuluyor. Niye mi? Şunun için:
a) Son zamanlarda yetişen Ermeni tarihçi ve yazarlar, kendi antik tarihçilerini ve onların anlattıkları tarihi bilgileri; çarpıtarak, değiştirerek yada hiç dokunmayarak kendi sorunlarını ortaya koyarak anlatmaya çalışıyorlar.
b) Bütün Ermeni yeni tarihçileri, anlaşmışçasına bu konularda hep aynı şeyi söylüyorlar ve tekrarlıyorlar.Birbirlerinin yalan ve eksiklerini gidermeyerek,yalan ve yanlış yumağını her geçen gün biraz daha büyütüyorlar ve kendilerini çıkmaza sokuyorlar.Bu tür bir anlayışın yolunu açan ise önderleri Levon Haçikyan’dır.
c) Antik Ermeni Tarihçi Hovhan Mamikonyan,”Pamutyun Tarona” yani Muş Tarihini, MS 640 yılında yazdı ve o tarihten 20 sene evvelki Amaduni Göçünü anlattı.Mamikonyan bu tarihi yazarken hiçbir siyasi amacı yoktu.Bu nedenle , bilim adamlığına yakışır biçimde doğruları yazmak dürüstlüğünü göstermiştir.Ama bu Ermeni konferansına, Hovhan Mamikonyan’ı eleştiren bir metin sunuldu.O ünlü tarihçiyi eleştiriyorlardı. Çünkü onun yazdıkları, kafatasçı Ermeni tarihçi ve bilim adamlarının görüşlerine uymuyordu.H. Mamikonyan verdiği tarihi bilgilerde ne diyordu? Diyordu ki; DAMBUR,(Çamlıhemşin) Amaduni Göçünden önce kurulmuştur.Yani Ermenilerin Dambur’a gelip yerleşmedikleri ve kasabanın onlar tarafından kurulmadığı açıkça görülüyordu. Bu bilgilerden anlaşıldığına göre Amaduni Göçü Göle’de(Kars) Arapların saldırısına uğramış ve yarısı öldürülmüş.Diğer yarısı da Çoruh Boylarına varıncaya kadar erimiş tükenmiş , Artvin Dağlarına yerleşmiş ve bir miktar Amaduni beyleri ise, etrafındakilerle birlikte Çoruh Vadisindeki verimli arazilerde Bizans İmparatoru tarafından yerleştirilmiş.( Bak. R. Grousset. Ermeni Tarihi Fr yazar). Yani Ermeni tarihçilerin sürekli tekrarladıkları gibi, Hamama Şen ile Hemşen’in bir ilgisi bulunmadığı anlaşılıyor. Çamlıhemşin’in MS 550-600 yılları arasında kurulduğu ve adının da DAMBUR olduğu biliniyor.( Bak, Dambur Tarihi ve Hemşen Etimolojik Sözlüğü.S.Arıcı.)
d) Ermenistan Bilimsel Akademi Enstitüsü eğer bilimsel ve tarihsel bir toplantı yapmak istiyor olsaydı, bu toplantıya Nivard Koçhar’ı çağırmazdı.Brekisefal kafalı N. Koçhar, Hemşinlilerin Ermeni olduğunu ıspat edebilseydi acaba eline ne geçecekti? Konferansa yine Hemşen ve Hamama Şen ile ilgili; söylenceli, hayal, ve dayanaksız kaynaklar sunularak bilimselliğin yanından bile geçememişlerdir..
e)Kültür Bakanlığı Bakan Yardımcısı Gagik Gyurdiyan ve yine Dışişleri Bakanlığı Diyaspora komite başkanı Artak Zakaryan da toplantıya katılarak, konferansın siyasi amaçlı güdümlü bir Devlet Programı olduğunu kanıtladılar. Orada Devlet, Diyaspora , kafatasçılar ve bunların kuklası siyasi iktidarı desteği ile ayakta durabilmektedir.Diyaspora ,Ermeni kafatasçıları ve Devlet; Ermenistan’ı tümüyle boşalttırmak için ellerinden gelen çabayı eksik koymuyorlar.Türklerin bir Atasözü var: Ülkesini kaybeden, onu bir daha bulamaz….Acaba bu yanlışlarından ne zaman dönecekler…?
Sonuç olarak ne desek? Ermenistan’dan kaçan Ermenilerin geri dönmelerini amaçlayan sivil toplum örgütü başkanı Sevak Artsruni de, Erivan konferansında bir konuşma yapmış.Bana göre konferansın en önemli konuşması bu olmalıydı. Hemşinlilerle zoraki bir bağ kurmaya çalışma yerine,tüm Anadolu halkıyla ve onun siyasi yönetimiyle bir bağ oluşturmaya gayret sarf etselerdi çok daha iyi olacaktı.Onların en büyük sorunu, Ermenilerin Ülkelerini niye terk edip kaçtıkları sorunudur.Kaçanlardan 100.000 kadarı da Türkiyede çalışarak ekmek parası kazandığı bir gerçek…Ermeni insanının kafasını böyle tehlikeli çağ dışı düşüncelerle kurcalamaya devam ederlerse, Ermenistan’da Ermeni kalmayacak…? Nivard Koçhar’ın dediği gibi, “ Aslında Türkiye de Türk yoktur. Olsaydı hepsi Türkmenler gibi çekik gözlü olmalıydılar” anlayışını ülkelerinden söküp atarak, kendi iç sorunlarını çözmeye çalışmaları gerekiyor. Zavallı Nivard Koçhar ,10.000 yıllık Anadolu medeniyetler mozayığını kavrayacak bilgi ve kültüre sahip değil.Biz, Anadolu da yaşayan insanlara brekisefal kafa yapıları açısından bakmıyoruz.Üstünde doğduğu yer insanın vatanıdır.Türkiye’de Türk gibi yaşayan ve ülkesini seven nice ermeni vatandaşımız var. Dünya olaylarına insanlık ve insancıl açıdan bakmazsak, hiçbir sorunu çözemeyiz.Ermeni sorunu Diyaspora’nın paralarıyla çözülemez.Ermeni siyasiler ve Diyaspora, kendi tarihlerini iyi okusunlar.Orada, Osmanlıdan önce hangi yönetimden çk çektiklerini anlayacaklar..
Küçük Ermenistan’a etnik köken mesajı vermek ve büyük menfaatler beklemek yerine, çağdaş bir anlayışla, onların kendi sorunlarının usdesinden nasıl gelebilecekleri konusunda yardımcı olmanın koşullarını aramamızın daha gerçekçi olacağını düşünüyorum. Sevgilerimle
Makale: Sebahattin ARICI
Bu makale Hemşinliler Ermenistan'da yazı dizisi ile ilşkilidir 1. Hemşin Tarihi ve Kültürü
karalahana.com
|